Kapat
Marcus Graf 5. bölüm Temmuz (1)

Düşünme ve Eylem Üzerine

Marcus Graf

Düşünme gerçek bir eylem değil; daha çok fiziksel girişime yol açan teorik bir çalışmadır. Neredeyse hiçbir şeyin hayal ettiğimiz gibi olmamasından  dolayı, kavramın gerçek yaşam deneyimine aktarılmasının çok zor olduğunu hepimiz biliriz. Genelde düşünsel iç dünyamız ve içinde yaşadığımız gerçek çevremiz arasında bir çatışma yaşarız.  Kendi dünyamız ile kurduğumuz ve gerçekliğin bozulmasına yol açan bu sorunlu iletişim, kişiyi depresyona sokabildiği gibi türlü hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olur.  Zihin ve dünya arasındaki bozuk ilişki – başka bir deyişle, içsel benlik ve dış kavramları  arasındaki uyumsuzluk-   hayal kırıklığı, korku ve kızgınlığı beraberinde getirir. Hayal kırıklığı, beklentilerimizden kaynaklanır. Fakat, düşünce dünyamıza ait kavramlar, olmasını istediğimiz şekillerde gerçek dünyada varolmazlarsa yine hüsrana uğrarız. Hüsran, korkuya yol açabilir ve korku bizleri pasifleştirir. Çoğunlukla bu durum,  kendimize ya da diğerlerine yönelik şiddet eylemelerine neden olan öfke ile sonuçlanır.

İsmet Doğan’ın “Eating the Other” (2015) serisi için yazdığım “Şiddetin Kırılgan Bir Estetiği / A Fragile Aesthetic of Violence” den alıntı.

manidar-anket

Manidar Anket

Ayşegül Çinici Yazıcı

Malum, Ağustos’un ortası, rehavetin doruk noktası… Şehirlerde hayat akıyor akabildiği kadar. Bedenler mesai yaparken ruhlar bambaşka diyarlarda dolaşıyor şüphesiz.

Plato Sanat’ta ise duvarlar bembeyaz, yalnız ve pek sessiz… Alışık değiliz bu haline. Haziran’ın sonundan Eylül’e kadar duvarlarımız tatile girdi. Duvarlarımız tatile girdi ama, biz girmedik. Biz, çalışıyor, düşünüyor, yazıp çiziyoruz yeni projeler üzerine. Ve bir şey daha yapıyoruz bu süreçte; kendimizi “değerlendiriyoruz.”

Boş ve beyaz duvarlar ile bakışırken Plato Sanat’ın Plato için ne ifade ettiğini araştırmak istedik.  Bu boşluk  kendimizi anlamak, nerede durduğumuzu görebilmek ve geleceğe de projeksiyon yapabilmek için açılmış beyaz bir sayfa misali, bir fırsata dönüştü. Okulumuzda idari ve akademik kadrolarda görev yapan yaklaşık 60 Plato’luya çok temel, çok basit sorular sorduk güncel sanat ve galerimizle ilgili. Ne yalan söyleyelim, uzundur da sormak istiyorduk bu soruları… Ve “çuvaldızı kendimize, iğneyi karşımızdakine batırmayı” hedefliyorduk sorarken…

Devamını oku

Moma_klee_cat_and_bird

“Cezaya Reverans”

Kaan Sofuoğlu

Platon’un yalancılar ve şairler üzerinde düşündüğü gibi, sanat ve yalanda benzerlik gösterir. İkisi de dikkatli bir inceleme ve onaylanmayı bekler. İkisi de bilgi sarhoşudur ve benzer kurnazlıklar içinde, dehanın incelikleriyle keşfedilmiş usullerce inşa edilir.
Bunu ilhamla açıklamak yetersizdir. Söz konusu, günlük hayatın başka mecralarında olduğu gibi gelenekselleşmiş bir rutindir. Zamanımızda sanat üretmek herkesin engellemesi gereken bir içgüdü iken yalancılardan hala hayıflanmaları beklenir.
İnanıyorum ki yalancılar çaresizliğe hizmet etmenin gururuyla, ukala kalabilseler, sanat karmaşasını da çözebilirler. Sanatı varsayımların tutarsızlığından ve kolaycı modernist kategorilerden kurtarabilirler. Devamını oku

Fausto Zonaro resminin işgali KAPAK1

“Ben büyüdüğüm sırada televizyon benim için işlevli bir şeydi. Ama şimdi o kadar değil.”

Tutku Bulutbeyaz ile Röportaj

Esra Özkan

Tutku Bulutbeyaz lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde tamamlamış, illüstrasyonları, çizimleri ve GIF’leri birçok sergide yer almıştır. Görsel dilini etkileyen televizyon yayınlarından, tüketilebilir nitelikli işlerinden, değişen gündemde dikkat çeken GIF’lerinden, kolajlarından ve işlerinin oluşum süreçleri üzerinden keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Devamını oku

BrexitCover

Bir Kelebek Londra’da Kanat Çırptı

Sinan Eren Erk

23 Haziran 2016, yalnız Birleşik Krallık için değil, başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok ülkesi için önemli bir tarih oldu. Daha önceleri çalkantılı ekonomik süreçler geçiren Yunanistan, İtalya, İspanya ve Portekiz’in Avrupa Birliği’nden ihracı söz konusu olmuştu ancak pek azımız Birleşik Krallık’tan bu derece radikal bir kararın çıkabileceğini tahmin ediyorduk. Zaten Euro bölgesine ve Shengen’e dahil olmamak gibi çeşitli ayrıcalıklara sahip ülkenin, bütün bunlara rağmen birlikten ayrılmayı seçmesinin ilk sonucu David Cameron’ın istifa kararı alması olarak ortaya çıktı. Bu kararın işleme konulmasından birlikten ayrılığın sonuçlanmasına kadarki sürecin, bürokratik nedenlerle en az iki sene olacağı öngörülmekte. Bu nedenle ekonomik, sosyal ve kültürel dengelerde ani bir değişim söz konusu olmayacak. Ancak Fransa ve Almanya’nın başı çektiği Avrupa Birliği üye devletleri, referandumun siyasi ve ekonomik sonuçlarını hararetle tartışmaya başladı bile. Kimileri bunun hem Birleşik Krallık hem de Avrupa için iyi sonuçlar doğuracağını savunurken, kimileri de dengelerin değişmesiyle oluşacak kelebek etkisinin herkese büyük çapta zarar verebileceğini söylüyor. Peki adını Britain ve exit kelimelerinin birleşiminden alan Brexit hareketinin güncel sanatta ve sanat piyasasındaki etkileri neler olabilir?

Devamını oku

Karina (1)

Başlangıç Yolculuğu

Fransa’da, Ecole D’art MJM’de moda tasarımı, İngiltere’de, University of Wolverhampton’da güzel sanatlar alanında lisans eğitimi alan Sıla Güven, İngiltere’de University of Arts London’da aynı alanda yüksek lisans eğitimine devam etmiştir. Sanatçı İngiltere’de ve Türkiye’de karma sergilere katılmakla beraber İstanbul’da, ‘Gerçeklik ve İllüzyon’, ‘Kozmopolinatizm’ isimli kişisel sergilerinden sonra üçüncü kişisel sergisi olan ‘Evren’de yolculuk I’i Galeri Bohem’de 10 – 26 Haziran tarihleri arasında sergilemiştir. Sergide bilimsel araştırmalarını ve gözlemlerini referans alarak gök cisimlerinin evriminin izlerini yakalamaya çalışan sanatçı keten lifi, toprak gibi farklı malzemelerle ürettiği resimlerindeki dokulu yüzeyler ve katmanlar ile izleyicilere bir uzay yolculuğu sunuyor. Son sergisi üzerine gerçekleştirdiğim röportaj da Sıla Güven’in anlatımı ile yapıtlarının içerikleri üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.

Devamını oku

13221563_10154219616739322_7805927509625687471_n

Peki ya sonra?

Tuğçe Yaman

       Güzel Sanatlar Fakültelerinin sınavları bu aralar malumunuz. Bilmeyenler için bu, istisnalar haricinde, şöyle bir süreç; sanat eğitimi almak isteyen aday  önce YGS sınavına girip okullara göre farklılık gösteren baraj puanını geçmeye çalışıyor. Daha sonra girmek istediği bölüme göre çizim sınavlarına hazırlanıyor ve onu da geçtiği takdirde mülakata çağırılıyor. Tüm bu aşamaları başarıyla tamamlayan aday kültür-sanat alanında var olmak adına  4-5 yıl süren eğitimine başlıyor. Devamını oku

Haydar Akdağ- Erzican Bienali 1

Erzincan Bienali: “Yer Sanat Gök Sanat” (!/?)

Haydar Akdağ

Bienal denildiğinde aklınıza “Sanatın iyileştirici gücü mü” gelir; yoksa “Kültür Ekonomisi” ya da Sanat ve Siyaset arasındaki kürsü mücadelesi mi (!/?) Toplumdaki çıkmazlara yanıtı sanat mı verir; siyaset mi? Beklenti ile duanın iç içe geçtiği ülkemizde Erzincan Bienali “Yer Sanat Gök Sanat”; kavram olarak; “Bir hatırlama ve hatırayı sürdürme üzerine; İnsan ve doğa/doğasına bakıştır. Yaşar Kemal’in “Yer Demir Gök Bakır” yerli romanı, Yaşar Kemal ve Zülfü Livaneli tarafından senaryolaştırılarak 1987’de çekilen filmin içinde yer alan Anadolu köylüsünün korkuları ve Taşbaş’ı ermiş yapma hikâyesi, “Korku; Beklenti; Kahraman; Boşluk” sorularının sorgulandığı Erzincan Bienali’ne bakalım… Devamını oku

tumblr_nr0ek8KjWp1r9zvdco1_1280

Sanatçıyım Öyleyse Varım!

Melike Bayık

Sanatçı Saliha Yılmaz’ın neon eserleri için yazılmıştır.

Neon ışıklar, geçirdiğimiz son yüzyılın başından beri ticari bir kaygı ile reklam ve pazarlama alanlarında kullanılmaktaydı. Bir şekilde hedeflediği itibara ulaşamayan neon belli bir zaman sonra deneyselliğe her zaman açık olan sanatçılar için de bir üretim malzemesi halini aldı. Neon, renkli ve çekici yapısı sayesinde birçok sanatçının da dikkatini çekmiş ve günümüzde de yine çoğu  sanatçının çağdaş sanat alanında hayatı boyunca en az bir kez deneyimlediği/deneyimlemek istediği bir malzeme halini almıştır.

Devamını oku

marcusgraf

Zihinsel bir Zevk Olarak Gerçeklik

Marcus Graf

Cogito Ergo Sum (Düşünüyorum; öyleyse varım), varlığı zihnine bağlı ve bir düşünür olan modern insanın sloganıdır. Sadece sınırlı gerçek beden-dünya deneyimlerine sahip bu insanoğlu, kendi çevresine daha çok aklen ve fiilen bağlıdır. Bilgi çağının neredeyse sınırsız bilgi havuzunun katılımcılarının teorik olarak çoklu gerçeklikler hakkında yazılı ve görsel verinin sonsuz krallığına erişimleri bulunmaktadır. Devamını oku

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.