Kapat

Erzincan Bienali: “Yer Sanat Gök Sanat” (!/?)

Haydar Akdağ

Bienal denildiğinde aklınıza “Sanatın iyileştirici gücü mü” gelir; yoksa “Kültür Ekonomisi” ya da Sanat ve Siyaset arasındaki kürsü mücadelesi mi (!/?) Toplumdaki çıkmazlara yanıtı sanat mı verir; siyaset mi? Beklenti ile duanın iç içe geçtiği ülkemizde Erzincan Bienali “Yer Sanat Gök Sanat”; kavram olarak; “Bir hatırlama ve hatırayı sürdürme üzerine; İnsan ve doğa/doğasına bakıştır. Yaşar Kemal’in “Yer Demir Gök Bakır” yerli romanı, Yaşar Kemal ve Zülfü Livaneli tarafından senaryolaştırılarak 1987’de çekilen filmin içinde yer alan Anadolu köylüsünün korkuları ve Taşbaş’ı ermiş yapma hikâyesi, “Korku; Beklenti; Kahraman; Boşluk” sorularının sorgulandığı Erzincan Bienali’ne bakalım… Devamını oku

Sanatçıyım Öyleyse Varım!

Melike Bayık

Sanatçı Saliha Yılmaz’ın neon eserleri için yazılmıştır.

Neon ışıklar, geçirdiğimiz son yüzyılın başından beri ticari bir kaygı ile reklam ve pazarlama alanlarında kullanılmaktaydı. Bir şekilde hedeflediği itibara ulaşamayan neon belli bir zaman sonra deneyselliğe her zaman açık olan sanatçılar için de bir üretim malzemesi halini aldı. Neon, renkli ve çekici yapısı sayesinde birçok sanatçının da dikkatini çekmiş ve günümüzde de yine çoğu  sanatçının çağdaş sanat alanında hayatı boyunca en az bir kez deneyimlediği/deneyimlemek istediği bir malzeme halini almıştır.

Devamını oku

Zihinsel bir Zevk Olarak Gerçeklik

Marcus Graf

Cogito Ergo Sum (Düşünüyorum; öyleyse varım), varlığı zihnine bağlı ve bir düşünür olan modern insanın sloganıdır. Sadece sınırlı gerçek beden-dünya deneyimlerine sahip bu insanoğlu, kendi çevresine daha çok aklen ve fiilen bağlıdır. Bilgi çağının neredeyse sınırsız bilgi havuzunun katılımcılarının teorik olarak çoklu gerçeklikler hakkında yazılı ve görsel verinin sonsuz krallığına erişimleri bulunmaktadır. Devamını oku

Herkese bir doz Cappadox!

Cappadox 2016 üzerine gezi notları ve gözlemler

Ayşegül Yazıcı

Üzerinden yaklaşık bir ay geçti ama ben hala çalışırken ara ara dalıp kendimi Kapadokya’ya ‘ışınlıyorum’. Demek ki tadı damağımda kalmış…Bunun sebebi bölgenin coğrafyasının insanın üzerinde bıraktığı genel tad mı, yoksa bölgenin, 3 günlük Cappadox festivalinin yoğun temposuyla ve deneyimiyle birleşip daha da cazip kılınması mı, henüz karar veremedim…

Devamını oku

Benim İçin Üretecek Konular Bitmeyecek

Esra Özkan

Sanatçı Leyla Emadi ile üretim süreçleri ve üretirken beslendiği konular üzerine bir söyleyişi gerçekleştirdik.

Resim yapmaya nasıl başladınız?

Çok klasik bir cevap olacak ama çocukluğumdan beri resimle iç içeyim zaten. Ama profesyonel olarak nasıl oldu dersen, Bilkent Üniversitesi’nde alakasız bir bölümü kazanmamla başladı. Oraya gitmeyip Los Angeles’ta okumaya karar verdim ve 3 Dimensional Art bölümüyle sanat hayatım başlamış oldu.

Devamını oku

canavar + ares

Ebru Eren

Bir önceki yazımda Mamut Art Project’i genel anlamda beğendiğimi, bazı sanatçılardan etkilendiğimi yazmıştım. Canavar ve Ares de bunlardan biriydi.

Yaptıkları işin, alışılmışın dışında olması; yani bir resim, heykel veya enstalasyon olmaması ilk dikkatimi çeken şeydi. Her sanatçıya ayrılmış belli metrekarelerde sergilenen işlerden farklı olarak bu sanatçılar verilen metrekareyi bir oda olarak tasarlamıştı. İçine dar bir kapıdan giriliyordu. Kırmızı loş ve ağır ışık ilk anda herşeyin net bir şekilde görülmesine engel oluyordu. Loşluğa ve odanın doluluğuna gözünüz alışır alışmaz tek tek birşeyler görmeye başlıyordunuz ve içerde hakim olan duygu karmaşa idi. Belki de çocukluğumdan beri odamdaki karmaşa ve dağınıklığın bende yarattığı olumlu hisleri orda yakalamıştım ilk bakışta, bilemiyorum. Baskın his heyecandı.

Adı Canavar olsa da görünüş olarak canavar olmaktan çok öte, son derece sempatik genç bir insan vardı karşımda. Tanıştık ve biraz daha detaylı bilgi aktarabilmek adına kısa bir sohbet için sözleştik. Şimdi sohbeti sizlerle paylaşmak istiyorum:

Devamını oku

Sanat İçin Soyuldum!

Sinan Eren Erk

Ah yine mi?
Yine mi aldığınız sanat eserinin sandığınız gibi özel olmadığını fark ettiniz?
Oysa büyük umutlarla almıştınız onu koleksiyonunuz için değil mi?

Sizi anlıyor ve yapısal olarak parçalanıyorum1.

Sanat piyasası, kimileri için korkutucu, kimileri için ise avuçlarının içi gibi bildikleri bir derya. Öznesi ister eserlerini satarak para kazanmak ve yaşamını böyle sürdürmek isteyen bir sanatçı, isterse bir sanatsever, koleksiyoner veya galerici olsun, burada batmak da herkes için yüzmek kadar mümkün. Peki nasıl oluyor da bu piyasada bazılarının yüzü hep gülerken ve diğerleri büyük umutlarla peşinden koştukları definelerin içinden çıkan sürprizlere razı olmak zorunda kalıyorlar? Üstelik neredeyse her defasında.

Devamını oku