Kapat

BU ESERİ BURAYA NASIL GETİRMİŞLER Kİ?

Dilara Altuğ

Reklamlar

Hepimiz birer sanat izleyicisi olarak düşünürüz, bu kadar büyük bir heykeli buraya nasıl getirdiler, taa nerelerden buraya bu eser nasıl geldi diye. Gidip görmeye fırsat bulamadığımız sanat eserlerini ayağımıza kadar getiren firmaların ve bu operasyonun içinde çalışanların emeği yadsınamaz kadar büyük. Bu zorlu sürecin nasıl yürütüldüğünü öğrenmek ve daha fazla bilgi sahibi olabilmek için Zilberman Gallery operasyon sorumlusu Gizem Demirçelik ile bu konu üzerine bir röportaj yaptık.

Dilara Altuğ : Öncelikle kendinizden, aldığınız eğitimlerden ve deneyimlerinizden bahsedebilir misiniz?

Gizem Demirçelik: 1990, İstanbul doğumluyum. Yeditepe Üniversitesi Lojistik Bölümü’nden 2013 yılında mezun oldum. Okurken alanımla ilgili üç ayrı şirkette ve farklı departmanlarda staj yaptım. Mezun olduktan sonra bir prodüksiyon şirketinde bir sene kadar farklı pozisyonlarda çalıştım. Galeride çalışmaya başlamadan önce de bor ihracatı yapan bir şirkette iki sene boyunca dokümantasyon ve operasyon alanında deneyimlerim oldu. Şu anda Zilberman Gallery’de lojistik ve operasyon sorumlusuyum.

D.A. : Sanat lojistiğinin diğer lojistik çalışmalarından öne çıkan farklılıkları ve yönleri nelerdir?

G.D. : Lojistik çok geniş bir sektör, büyük bir zincir. Bu zincirin her bir bölümü de başlı başına farklı bir süreçten oluşuyor. Bunların öne çıkanları paketleme, nakliye, depolama diye düşünürsek sanat lojistiğinde fark yaratan en önemli kısım paketleme diyebiliriz. Tamamen farklı bir paketleme ve kasalama teknikleri içeriyor. Daha önceki iş deneyimlerimde hep oturmuş bir sistem, organizasyon oluyordu. Taşınan ağırlık ve ürün değişiklik gösterse de süreç hemen hemen aynıydı. Ama sanat taşımacılığında her yükleme farklı bir çalışma gerektiriyor. Eser paketlemesi veya sandıklaması her esere göre farklılıklar gösterebiliyor.

D.A. : Sanat taşımacılığında veya eser paketlemesinde dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

G.D. : Sanat lojistiğinde planlama çok önemlidir. Taşınacak eserlerin nasıl bir malzemeden oluştuğu, nasıl bir yapısı olduğu ve nasıl paketlenmesi gerektiği önceden planlanmalıdır. Taşınacak eserlerin tek bir sandığa mı yerleştirilmesi gerektiği, yoksa diğer eserlerle kombine edilip edilemeyeceği saptanmalı, ona göre sandık tasarımı yapılmalıdır. Paketleme malzemesi, payları da hesaplanıp buna göre sandık ölçüsü belirlenip üretime geçilmelidir. Bu konu oldukça önemli. Çünkü hatalı bir ölçü çalışıldığında, zaman ve planlamada gecikmeler yaşanabilir, fuar veya sergi süreçlerinde aksaklıklara sebep olabilir. Paketleme aşamasında kullanılan malzemeler ise oldukça önem taşır. Bu malzemeler her esere göre farklılık gösterir. Örneğin; yağlı boya tablolar asitsiz özel kağıtlara sarılır. Heykeller balonlu naylonlara sarılır, daha sonra sandıkların içerisinde hareket etmemesi için süngerden özel yuvalar oluşturulur. Eserlerin sandıkların içerisinde hareket etmemesi, birbirine baskı yapmaması önemlidir. Aksi takdirde eserler zarar görebilirler.

D.A. : Siz Zilberman Gallery olarak çalışmayı tercih ettiğiniz firmayı neye göre belirliyorsunuz?

G.D. : Nakliye firmasını seçerken dikkat edilen husus, taşıyıcı firmanın sanat alanında deneyimli olması. Anlattığım gibi bu tamamen farklı bir süreç, özel ilgi ve özen gerektiriyor. Hiç sanat alanında çalışmamış bir şirket tercih etmek oldukça riskli olur. Bu alanda ün yapmış birkaç firma var. Giderek de çoğalıyor… Gelişmekte olan bir alan diyebiliriz. Bizim çalışacağımız firmayı seçerken dikkat ettiğimiz bir diğer husus da, kurumun taleplerimize dönüş hızı ve problem çözme becerisi. Bu alanda uzun yıllar çalışmış, gerçekten büyük bilgi sahibi isimler var. Ben de kendilerinden öğreniyorum çoğu şeyi.

D.A. : Sanat taşımacılığının potansiyel olumsuz yanları nelerdir? Siz hiç yaşadınız mı?

G.D. : Ben çalışmaya başladığımdan beri bir olumsuzluk yaşanmadı. Ancak geçmiş zamanlarda eksik paketleme ve hatalı sandıklama nedeniyle yaşanan birkaç üzücü olay olmuş. Bu olaylardan sonra paketleme ve sandıklama konusunda özel eğitim almış olan galeri personelimiz tarafından bizzat yapılmaya başlanmış.  Ama tabi her ne kadar galerimiz bu konuda önlem alsa da gerekli hassasiyet her kurum tarafından sağlanmalı. Örneğin, bütün sandıklar gümrükte açılıp kontrol ediliyor. Fakat sonrasında gümrük çalışanları bu konuya ne kadar önem veriyor bilemiyoruz. Eserlerin paketleri orada açıldıktan ve kontrol edildikten sonra aynı şekilde kapatılması gerçekten önemli. Eserin sanatçıdan alınıp sergiye, fuara veya galeriye güvenli bir şekilde ulaşana kadarki bütün süreç oldukça stresli.

D.A. : Eserden esere taşımacılık faaliyetleri, fiyatları değişkenlik gösteriyor mu? Ya da fiyatlar neye göre belirleniyor?

G.D. : Taşımacılık faaliyetlerimizi her sergi ve her fuar özelinde değerlendirip bütçelendiriyoruz. Bu bütçeler, sergi veya fuarda gösterilecek eserlerin sayısına, boyutlarına, gönderim lokasyonuna göre değişiyor. Sergilenecek eserlerin kimisini İstanbul galerimizden, kimisini Berlin galerimizden gönderiyoruz. Bu da bütçeyi etkileyen bir diğer faktör. Daha da özele girmek gerekirse, ağırlık ve hacim navlun fiyatını belirleyen faktör. Bu nedenle sandık tasarımı büyük önem taşıyor. Olması gerektiğinden daha geniş bir sandık gereksiz fiyat yükseltiyor. Gümrük ve vergi açısından da eserlerin tekniği bile fiyatta değişkenlik gösterebiliyor. Fotoğraf ile yağlı boya eser için ödenen vergi değişiyor. Tabi bir de taşıyıcı kurumların sunduğu nakliye teklifleri birbirinden farklı oluyor.

D.A. : Sanat lojistiğinde en çok hangi yol tercih edilir?

G.D. : Yurt içinde kara taşımacılığı, yurt dışı için de hava yolu tercih ediliyor. Eğer yakın bir lokasyonsa maliyeti düşürmek için yurt dışında da kara yolu tercih edildiği oluyor. Ama tabi zaman kıstası karar vermede büyük etken. Fuar veya sergi için yetişilmesi gereken bir deadline olduğunda riske atılmıyor, hava yolu ile sevk ediliyor.

D.A. : Genellikle yurt içi ve uluslararası fuarlara katılan bir galerisiniz. Bir fuarın operasyon sürecini bize kısaca anlatabilir misiniz?

G.D. : Her şeyden önce genel bir planlama yapmak gerekiyor. Hangi fuara katılınacak, hangi sanatçılarla başvurulacak, nasıl bir sunum hazırlanacak, kaç eser götürülecek vs. Bunlar belirlendikten sonra stand seçimini yapıyoruz. Google Sketchup’ta standın simülasyonunu yapıyoruz. Bu her şeyi daha iyi görebilmeyi sağlayabiliyor. Başvuru sırasında gerekli olacak bilgileri ve şirket evraklarını toplayıp başvuru süreci için hazır duruma geliyoruz. Fuarlara, kendi websiteleri üzerinden online başvuru yapıyoruz. Olumlu dönüş olursa planlama ve organizasyon kısmı başlıyor. Her fuarın ilettiği, içerisinde fuarla ilgili bütün bilgilerin bulunduğu kılavuzlar vardır. Bu kılavuzlarda kiraladığımız stand ile birlikte bize sunulan kaynakları görebiliyoruz; kaç metrekare alana sahibiz, elektrik fuar tarafından sağlanıyor mu, galeri çalışanlarımız için masa-sandalye temin ediliyor mu, ışıklandırma nasıl yapılıyor, götüreceğimiz eserler özel bir kurulum gerektiriyor mu….. Buna göre ihtiyaç listemizi oluşturup, gerekli planlamaları yapıyoruz. Fuarın sağladıkları dışında kalan teknik ihtiyaçlarımız için fuar yetkilileriyle görüşüp organize olmak gerekiyor. Tüm bu planlama yapıldıktan sonra işin lojistik kısmı başlıyor. Eserlerin en geç hangi tarihte alana giriş yapması gerektiğini fuar yetkilileri bildiriyor. Fuarın yapıldığı ülkeye göre nakliye seçimimizi yapıyor ve verilen tarihe uyabilmek için gerekli planlamaları yapmaya başlıyoruz. Süreci; sanatçıdan eserler ne zaman teslim alınması, eserlerin fotoğraflarının çekilmesi, envanter girişlerinin sağlanması, sandık ölçü çalışmalarının yapılması, sandık siparişinin verilmesi, akabinde de eserlerin paketlenmesi ve nakliye edilmesi takip ediyor. Eserlerin zamanında, güvenli bir şekilde ulaşması için de sürekli takip gerekiyor. Kurulum fuarın vip açılışından bir kaç gün öncesinde başlar, önceden yine lojistik firmalarıyla ayarlamış olduğumuz art handlerlar stand kurulumunu galeri ekip arkadaşlarıyla birlikte yapar. Böylece izleyiciler için hazır duruma gelmiş oluruz.

D.A. : Röportaj için Plato Sanat Blog adına teşekkür ederiz.

About the author Dilara Altuğ

Dilara Altuğ, 1989 yılında İstanbul'da doğdu. Lisansı İstanbul Üniversitesi Eski Yunan Dili ve Edebiyatı, yüksek lisansı Yeditepe Üniversitesi Sanat Yönetimi Bölümü. 2017 Şubat ayından beri küratör ve sanat tarihçisi Doç. Dr. Marcus Graf'ın asistanlığını yapıyor. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyor. 

All posts by Dilara Altuğ →

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: