Kapat

Sanat ve Gerçeklik

Marcus Graf

İmgelerin yapılandırılması, algılanması ve iletişimi, ki daha sonra izleyici ile paylaşılacak olan, hayatın bireysel yansımalarını yaratmalarından dolayı görsel sanatçılar için her zaman temel konu ve problem olmuştur. Her ne kadar sanat eserleri temsiliyet görevlerini uzun zaman önce bırakmış olsalar da, şu anda dünyanın alternatif versiyonları ve modelleri olarak anlaşılabilirler.

Devamını oku

Açıklayalım…

Güncel Sanat’ın anlaşılma ve iletişim kurma
sorunları üzerine / 2. bölüm

Ayşegül Çinici Yazıcı

Gülümsememek elde değil.

Açıklama bekleyen izleyicimiz beklemeye dayanamamış, kendince duruma bir netlik kazandırmaya çalışmış. İlk görselden birkaç gün sonra aynı platformda karşımıza çıkan bu ikinci görselde – hafif hafif dokunduran, gençliğe özgü alaycılığı bir kenara bırakırsak– olumlu bir yön var. Anlamak istiyorsak sergiye katılmamız gerekmektedir deniyor…

Devamını oku

Görünmeyeni Görmek

Işıl Aydemir

Ayşe Gül Süter’in, Pg Art Gallery ev sahipliğinde gerçekleşen ikinci kişisel sergisi “Görünmeyen Hareket”  günlük hayatta fark etmediğimiz, belki de hiç düşünmediğimiz mikroorganizmaların hareketleri üstüne düşünmemizi sağlayan üretimlerle karşımıza çıkıyor. Animasyon eğitimi alan ve genellikle üretimlerini yeni medya pratikleriyle gerçekleştiren deneysel sanatçı, hareket, etkileşim, değişim, renk ve ışık kavramlarını inceliyor. Sanatçının, üretiminde kendi dilini oluştururken cam üfleme tekniği; -süreç içinde moleküllerin hareketlerini incelemek için- mikroskop ve motorlarla hareketlendirilen ışık yerleştirmelerini kullandığını görüyoruz. Bu fikir, biyolog Joseph A. DeGlorgis ile yürüttüğü gezi ve araştırma projelerinde incelediği organizmaların, ilk bakışta hareketlerinin görülmemesi üzerine, bu mikroorganizmaların yaşamını hareket ve zaman odaklı mikroskobik inceleme ile ortaya çıkarma düşüncesi ile oluşturulmuş.

Devamını oku

Fight for Street Art!

Ebru Eren

Ülkece, hatta tüm insanlık olarak zorlu zamanlar geçirdiğimiz bu günlerde bir kısım insanın dilinde hep şu var: “yapacak bir şey yok, hayat devam ediyor”. Aslında bir nevi öyle, için yansa da, boğazında bir düğümle de olsa hayat devam ediyor. Belki de asıl böyle günler, en çok da karamsarlığa kapılmamamız gerekenler.  Ama nasıl? Birlik olmakla, farkında olmakla, sanatla, renkle… Hızla grileşen kentli hayatlarımızı ve kararan iç dünyamızı sokak sanatıyla biraz olsun renklendirmek istedim bu yazımda.

Devamını oku

Kültürel Süreç Nasıl Planlanır?

Yerel Yönetimler İçin Kültürel Planlama Raporu Üzerine Bir İnceleme

Sinan Eren Erk

Çağdaş sanat, sorgulamaya açık, henüz tam olarak tanımlanamamış bir kavramdır.  Ortaya çıkışından bu yana, enine boyuna incelenerek, farklı teoriler ekseninde, farklı şekillerde açıklanmıştır. Çekiciliğini de bu düşünce çeşitliliğine ve sürekli değişime açık olmasına borçludur. Düşünce çeşitliliği yalnızca sanatçıların yaratım süreçlerine değil, aynı zamanda çağdaş sanatın okunması ve var olabilmesi amacıyla, küratörlere, sanat tarihçilerine, sanat eleştirmenlerine, müzecilere, galericilere ve koleksiyonerlere de hizmet eder. Tüm bu farklı faktörler, çağdaş sanatı ve kültürü şekillendirir, onları besler. Böylelikle yeni fikirlerin, teorilerin ve yöntemlerin ortaya çıkması için gereken zemin hazırlanır. Akıl-sanat döngüsü böylece tamamlanır.

Devamını oku

Babil Antlaşması (!/?)

Haydar Akdağ

Birbirine karışan söylemlerin ortaklığı yalnızca uğultudan ibaretti. Birden mikrofonda bir ses “bir dakika” dedi…(!/?) Birleşmiş Milletler salonundaki 193 üye ülke temsilcileri hep bir ağızdan sustu… Konuşmacı bütün dillerde “Sevgi ve Barış” kelimesini bir şiir gibi ardı ardına okudu. Salondaki sessizlik derinleşti… Sessizlik bir taşı andırıyor, barışa ant içmiş konuşmacı ise bir ırmak gibi çağıl çağıl çağa ve bütün inatlara çarpa çarpa “Sevgi ve Barış” demeyi sürdürüyordu. Coğrafyaları birer puzzle gibi düşünenler, yerleri değiştirenler ve yeri değişenler… Sessizlik bir yemin gibi sürüyordu.

Devamını oku

Madalyonun Öteki Yüzü Mü?

Melike Bayık

Fransız Hükümeti bursu ile iki yıl Paris’te kalan İsmet Doğan, ilk eserlerini 80’lerde Dadaizm’in tekniklerini -kolaj, montaj, grafiti ve ready made- kullanarak ortaya çıkarmıştır. O dönem yapıtlarında bir düşünür olarak da ele aldığı konu Türkiye tarihinde, özellikle batılılaşma, modernleşme projesinin dayatmış olduğu, -temellük ettiği- şiddetin ve travmanın etkileridir. Doğan’ın işlerinde Latin harflerinin sunulması, 20. yüzyılın başlarında Türkiye’de gerçekleşen dil reformu neticesinde olmuştur. Doğan’a göre, bu politik araçsallaştırma daha sonra toplumun kendi kültürüne karşı yabancılaşmasına yol açmıştır. Doğan’ın modernleşme sorunsalını, tuvali üzerinde kelimeler (Logos, BâBâ gibi) veya rastgele dağıtılmış harfler ile aynalar kurgulamış; ve bunlar bugüne kadarki çalışmalarının ayrılmaz bir parçası olarak devam etmiştir.

Devamını oku