Kapat

ÖLÜMSÜZLEŞTİRİLMİŞ ANIN ÖLÜMÜ

Didem Ermiş

Reklamlar

Hafıza kaybı nedir? Basit anlamıyla insanın yaşadıklarını unutmasıdır diyebilir miyiz? Peki unutma eyleminin üstesinden nasıl gelebiliriz? Yazmak ve fotoğraflamak bize yardımcı olabilir mi? Hayatımızda hem mutluluğu tadarız, hem de acıyla ve üzüntüyle karşılaşırız. Şu var ki genellikle mutlu anlarımızda fotoğraf çekiliriz, çünkü o anı hafızamıza kazımak isteriz. Peki ya acı ve üzüntü? Onlar da bizi biz yapan şeyler değil midir? O duyguları yaşadığımız anları da fotoğraflamak gerekmez mi? Yusuf Murat Şen’in 29 Mart- 5 Mayıs tarihleri arasındaki ‘Fading Away’ sergisinde bunu sorguluyor. Bir bitpazarında gezerken Girit’li İbrahim Selim adlı fotoğrafçıya ait olduğu düşünülen fotoğrafların bulunduğu bir zarf eline geçiyor ve bu fotoğraflar ileHenry Peach Robison’un tarihe mal olmuş 1858 tarihli ‘Fading Away’ fotoğrafını ilişkilendirerek kendi fotoğraflarını üretiyor. Yeniden yorumlanmış bu fotoğraflar üzerinden sergiyi kurguluyor. Robinson’un ‘Fading Away’ adlı fotoğrafında 15 yaşında bir kız yanında 2 kadın ve 1 erkekle veremden yatakta acı çekerken gösteriliyor. Kızın ölüm döşeğinde olduğu tahmin edilerek, fotoğrafa bir acının hakim olduğunu görüyoruz. Robinson’un ürettiği ikinci versiyonda ise kız tek başına fotoğraflanıyor ve Robinson buna ‘sevdiğini hiç söyleyemedi’ gibi bir başlık atıyor. Yusuf Murat Şen zarf içinden çıkan İbrahim Selim’e ait olduğu düşünülen fotoğrafları ‘ıslak kolodyon’ tekniğiyle yeniden üreterek, onu farklı yorumlara açık hale getiriyor.

Fading Away 1 Pleksiglas üzerine Islak Kolodyon, 24 x 30 cm

Fotoğraf Uygulama & Araştırma Merkezi (FUAM) ’ın kurucuları arasında bulunan ve bu merkezin direktörlüğünü yapan Yusuf Murat Şen, fotoğraf çekmenin yanı sıra, 1998 yılından beri fotoğraf topluyor. Bulduğu ve çektiği fotoğraflara ‘ıslak kolodyon’tekniğiyle yeni bir anlam kazandırıyor ve onları sergiliyor. Daha önce ‘Islak Kent’ adı altında açmış olduğu sergide Türkiye’nin değişen mimari yapısını, kentsel dönüşümü ve bunun gibi kent ve doğa üzerine yapılan müdahalelerle kentin yok olmasını fotoğraflarken, ‘Fading Away’ sergisinde insanın yok oluşuna odaklanıyor. Burada bir tümdengelim söz konusudur diyebilir miyiz? Peki ya duygular? Fotoğraflarda hakim olan acıdan ve üzüntüden yola çıkarak, sanatçının fotoğrafı bulduğu andan, sergilenebilir hale getirdiği süreçte, onlarla içli dışlı olduğunu ve oradaki duyguları sanatçının da hissettiğini söyleyebilir miyiz?

Yusuf Murat Şen fotoğrafları günümüzü yansıtan bir doküman niteliğinde. Doğa, kuleler, insanlar… ‘Fading Away’ bizi her yaştan insanın çektiği acılarla, yaşadıkları üzüntülerle ve doğanın yıkımıyla karşılaştırıyor. Sanatçı sergideki fotoğrafların bazılarını kimyasal olarak bozulmuş ve buruşmuş halde bulmuş, oradaki imgelerin büyük bir kısmını fotoğraflarını üretirken kullanmış ve daha sonra da onları ışıklı pleksiglas cama sahip bir kutunun içerisine yerleştirmiştir. Aynı zamanda eski fotoğraf albümleri ve aynalar da yer alıyor. Sergideki fotoğrafların çoğunun buluntu olduğunu söylemiştim, fakat biri hariç. Sanatçı 2014 yılında Tophane’deki yangından sonra küçük bir alanın fotoğrafını çekmiş ve bunu negatife dönüştürmüştür. Sanatçı bunu ‘herhâlde sergideki deklanşöre bastığım tek fotoğraf’ olarak tanımlıyor. Bu çalışma bir yandan da ‘Islak Kent’ adlı sergisine gönderme yapıyor.

Sergiye girdiğim andan itibaren kendimi yeni bir güne başlamış gibi hissettim. Genç bir kızı ölüm döşeğinde gördükten sonra, bir anda kendimi bir çocuk parkında buldum. Ama buradaki çocuklar dokunsanız ağlayacak vaziyetteler. Kiminin saçları yok, kimi çok acı bir şey yaşamışçasına mutsuz, kimi gelir düzeyi düşük bir ailenin mensubu. Burada hepsini bir arada gördüm. Birbirlerine sarılmışlar ve adeta onlara yardım edecek birilerini arıyorlardı.

Fading Away 28, Gumbikromat baskı, 48,5 x 95,5 cm

Çocuk parkından çıkıp bir hastaneye gittim. Cüzzamlı çocuklar var orada, muayene edilmeye gelmişler. Hepsinin yüzünde bir korku. Çocuk akıllarıyla iyileşemeyeceklerini biliyor, yavaş yavaş ölmeye başladıklarını idrak etmeye çalışıyorlar. Geleceklerinden korkuyorlar. Onların yüz ifadelerinden çocuk yaşta olmalarına rağmen hem duygusal hem de fiziksel anlamda çok şey yaşadıklarını ve yaralandıklarını anlıyorum. Ellerinden tutup yardım etmek istiyorum, ama onlara yazacak ne reçetem ne de verecek bir ilacım var

Fading Away 10,Pleksiglas üzerine Islak Kolodyon, 60 x 45 cm

Mecburen oradan ayrılıyorum ve şimdi sokaktayım. Karanlık çökmüş etrafa. İş yerinden çıkmış olan insanlar, okuldan sonra sokakta dolaşan çocuklar mutlu olmaya çalışıyorlar, fakat zor yaşam koşulları onları hayatlarından bezdirmiş. Paramparçalar. Onlarda kendimden bir parça görüyorum. Her biri ellerinde birer ayna tutuyor. Adeta kendilerini hem havanın hem de kendi karanlıklarının yalnızlığında boğulmak istemiyor, bizim de onların acılarını tatmamızı istiyorlar.

Fading Away 48, Ayna üzeri ambrotype, 40 x 30 cm.jpg

Karanlıkta yürürken yapraklarını dökmüş olan bir ağaç görüyorum. Ağaç fotoğraf albümlerinden oluşuyor, yaprakları ise negatif fotoğraflardan. Sahipsizler, yok olmak üzereler. Orada kendi yaşamımdan bir parça görüyorum. Çocukluk fotoğraflarımın olduğu albümlerimi atmıştım geçen sene. Onları sahiplerinden kopararak yalnızlaştırmıştım. Neden bunu yapmıştım peki? Çocukluğumdan kurtulmak mı istiyordum, o dönemdeki anılarımı öldürmek mi istiyordum? O dönemlerde bir kaza yaşamış ve iki ölü vermiştim. Belki de artık o ölünün yükünden kurtulmak istiyordum. Albümü çöpe atarak, fotoğraflardaki özneleri de yok ettim. Bundan dolayı hissettiğim acı ve yaşadığım hüzün beni paramparça etti. İşte sergideki fotoğraf albümlerinden oluşan ağaç ve yere düşmüş olan fotoğraflar bana bunları anımsattı.

Fotoğraflar anılarımızı canlandırır, geçmişte yaşayan insanları hatırlatır. Eski dönemlerde çekilmiş fotoğraflar, dönemin modasını, şehrin o dönemdeki görüntüsünü, insan ilişkilerini gösterir. Fotoğraf en basit anlamıyla ‘anı ölümsüzleştirir’. Peki ya fotoğrafları buruşturduğumuzda, onları keserek veya yırtarak paramparça bir hale getirdiğimizde, çöpe attığımızda ne olur? Ölümsüzleştirdiğimiz an, ölür. Yusuf Murat Şen’in bu sergide yaptığı şey ölmek üzere olan anlarımızı, anılarımızı kurtarmak.

Yusuf Murat şen’in Versus Art Project’teki ‘Fading Away’ sergisi 5 Mayıs tarihine kadar görülebilir.

About the author Didem Ermiş

Didem Ermiş 1992 yılında Ankara’da doğdu. Lisede sanat eğitimi aldı. Sonrasında Yeditepe Üniversitesi Sanat Yönetimi bölümünden mezun oldu. Yazdığı sergiler ve sanatçılar üzerine metinlerini toparlayıp yayınlamaya başladı. Eğitim hayatına Bilgi Üniversitesi Kültür Yönetimi Yüksek Lisans programında devam etmektedir.

All posts by Didem Ermiş →

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: