Kapat

Sanat Profesyonelleri Misyonlarını Gerçekleştirdi (Mi?)

Zeynep Yazıcı

Reklamlar

Çağdaş sanatta teknik özelliklerin önemini büyük ölçüde yitirmesiyle beraber çalışmalarda içeriğin ön plana çıkması, klasik beğeni anlayışı üzerinde büyük değişiklikler yarattı. Çalışmaların anlaşılması, çeşitli bir bilgi birikimi veya disiplinler arası çalışmaları gerektirdiği için, Türkiye’de çağdaş sanat, alanda uzman olanların yorumlarıyla şekillenen ve niş kitleye hitap eden bir hale geldi. Çağdaş sanat alanında çalışmalar sürdürenlerin ağırlıklı olarak olumsuz bir şekilde eleştirerek ele aldığı bu durumun tek sebebi, sadece sanatın ontolojisinin ve izleyici rollerinin değişmesi değil. Alanda yeterli desteğin olmaması ve sanat profesyonellerinin ağırlıklı olarak “çevirmenlik” görevini yeterince üstlenmemelerinden de bunun sebepleri arasında. Bu durum, koleksiyonerlerin alım yaparken konformist bir tutum benimsemesine ve dolaylı olarak genç sanatçıların olumsuz bir şekilde etkilenmesine yol açmakta. Dahası, toplumun genelinde sanatı değerlendirme ölçütünün temsilin iyi bir şekilde resmedilmesi olduğundan, günümüzde üretilen pek çok çalışmanın -özellikle de kavramsal çalışmaların- çağdaş sanata ilgi duymayan kesim tarafından önyargıyla yaklaşılıp, sertçe eleştirilmesi de beklenmedik bir bir durum oluşturmaz. Sonuç olarak bu durum, çağdaş sanatı toplumun daha büyük bir kesiminin ilgi odağına taşıma ve koleksiyonerlerin satın alma alışkanlıkları üzerinde yadsınamaz bir etkisi olan sanat profesyonellerinin “görünmeyen” belli başlı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği sorusunu gündeme taşır.

Peki burada “çevirmenlik” göreviyle sanat profesyonellerine atfedilen misyonlar nelerdir? Çevirmenliği basit haliyle bir ifadeyi başka bir ifade biçimiyle dile getirmek olarak tanımlayabiliriz. Açıklanmaya çalışılan ifade biçimi sadece yazılı dili değil, düşünsel ve görsel dili de içine alır. Çağdaş sanatla beraber alışılagelmemiş ifade biçimlerinin üretilmesi de, deneyimleyip, yapıtın bir parçası olan izleyici modelini oluşturmuştur. Bu noktada çağdaş sanat yapıtlarının sadece hitap ettiği kitle tarafından değil, daha geniş kitlelerce anlaşılır kılınması sanat profesyonellerinin çabalarıyla sağlanabilir. Ancak bu şekilde çalışmalar daha geniş kitlelere yayılabilir ve çok sesliliğin sağlandığı bir düşünsel tartışma alanı oluşumuna katkı sağlanabilir. Böylece çalışmaların düşünsel yapısı, halihazırda bu yapı ve kavramsallığa aşina olan sanat izleyicilerinin de ötesine geçip toplumun farklı kesimlerine de ulaşarak daha geniş ve bilinçli bir izleyici kitlesi oluşturabilir. Her ne kadar bunun adına çeşitli girişim ve projeler gerçekleştirilse de sanat profesyonellerinin ağırlıklı tutumu söylemsel oluşumları sadece belli bir topluluğun tartışma alanı içine hapsolmasına engel olamıyor. Sanat eleştirmenliğinin yetersiz, üstü kapalı, veya taraflı bir şekilde yapılması, sanatçı konuşmaları ve panellerin yetersiz sayıda düzenlenmesi, yayınların yaygın ve kolay erişilebilir olmaması ve anlaşılır olmayan, özensiz basın bültenleri de mevcut sanat izleyicisi için kimi zaman yeteri kadar besleyici olmamakla beraber, düşünsel tartışmaların çoğunlukla otorite kabul edilen isimler tarafından şekillenmesine de zemin oluşturmakta. Dahası, bu durum, koleksiyonerlerin gösterdiği alışılagelmiş belli eğilimleri desteklediğinden, sanatsal üretimin de giderek tektipleşmesine sebep olur.

Sonuç olarak, bilinçli bir izleyici kitlesinin oluşması, düşünsel tartışma alalarının genişlemesine, bilinçli koleksiyoner oluşumuna, dolayısıyla da sanatsal üretimin ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğine büyük bir katkı sağlayacaktır. Bu noktada kilit bir rol üstlenmesi gereken sanat profesyonelleri, var olan izleyici kitlesinin de ötesine geçebilmeyi veya ifade edileni aktarmakta aracı olmayı hedeflemedikçe, Türkiye’deki çağdaş sanat ortamının elitist çağrışımlar uyandırmasının önüne geçilmesi de zor olacaktır. Bunun için sanat eleştirisinin özgürce yapılabildiği, çoksesli platformlar oluşturulması ve çalışmaların kavramsal arka planının izleyiciye aktarılmasında büyük önem taşıyan yayınların üretimine, sanatçı konuşması ve panel gibi etkinliklere ağırlık verilmesi önem taşır. Ancak her şeyden önce, sanatsal faaliyetlerin mümkün oldukça-pek çok insanın gezme alışkanlığı olmadığı veya girmeden önce tereddüt yaşadığı-galeri ve müzelerin dışına, kamusal alana da taşınabilmesi üzerine daha sık çalışmalar yapılması bir öncelik haline getirilmelidir.

About the author Zeynep Yazıcı

1993 yılında doğdu ve İstanbul’da yaşıyor. 2016 yılında Yeditepe Üniversitesi Çeviribilim Bölümünden mezun oldu ve Görsel İletişim Tasarımı Bölümünden yan dal programını tamamladı. Eğitimine Yeditepe Üniversitesi Sanat Yönetimi Bölümünde devam etmekte. Küratöryel çalışmalar, dilbilim, Avrupa sineması, toplumsal cinsiyet çalışmaları ve edebiyat, kişisel ilgi alanları arasındadır.

All posts by Zeynep Yazıcı →

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: