Kapat

SÖYLEŞİ Vol.3 : ZAMANSIZ FENOMEN ve ŞİMDİ

Haydar Akdağ

Reklamlar

Geçtiğimiz günlerde izlediğimiz Mihriban Mirap’ın “Zamansız Fenomen” adını koyduğu sergiye ait düşünce ve üretimlere bakıldığında, ortaya çıkan sosyo/ kültürel sorgulama, bir yandan günümüz sosyolojisine; öte taraftan sanatın kültüre bakışı ve kültür üretimine katkısını izleme imkanı sundu bizlere.

Günümüzün estetiği ve ulaşılabilirliği, ekonominin, teknolojinin ve küreselleşmenin ortamında dolaşıma hızla çıkıyor. Bu hız yalnız tüketime ait bir durum değil. Bununla birlikte üretimde hızlı ve yeni önermeleri sunuyor. Önerilen estetik; moda ve mimarı, teknoloji ve hayat pratikleri, çevre ve merkez arasındaki iletişimi ve kimlikleri de beraberinde sürüklüyor. Bunun sonucunda melez kültür ortaya çıkıyor. Sanatçı yaşam alanında maruz kalınan “Estetik ve Yaşam biçimi” önermelerinin, hızlı form değişim evrimini, düne ait yaşam pratikleri veya nesneleri de henüz unutmamış belleği, zamanların iç içe geçme halinden aldığı ilhamı, kolajlarında plastikleştirmiştir. Hızla üst üste yığılan, yakın tarih arkeolojisi olarak adlandırabileceğimiz sosyal medya görsel havuzunu üretim sürecine dahil eden sanatçı, zamanını yakalayan ve yaşayan bir gözü bizimle paylaşıyor.

Çağdaş mit olan markaların kimlik önerisine bir başka dille yaklaşarak, o aurayı kabullenmiş sosyal medya fenomenlerinin taşıyıcısı olduğu estetiği (ürünü/ modayı/ formu) sanatçı burada değiştirerek kişinin tercihlerine müdahaleyi illüstrasyona başvurarak yeninden inşa ediyor. Öyle ki buradaki sürpriz sadece bununla sınırlı değil. Mekâna önemli bir öğe olarak belirgin bir vurgu yapıyor. Dünyanın herhangi bir yerinde yer alan sokak fotoğraflarına, kolaj mantığıyla taşınan fenomenler, öte yandan sanayi üretiminin farklı zamanlarına ait bisikletler, arabalar ile heyecanı izleyici açısından yukarı çekiyor. Figürlerinde çocukluk, gençlik, aidiyet ve mekan/zaman üzerine düşünceleri derinleştirirken bir döneme ait olduğunu bildiğimiz süper kahramanlar farklı yorumlarla tekrar hatırlatılarak çağdaş mitleri, fenomen algısını, üst üste binmiş zamanın izlerini hatırlatıyor.

Sanatçının eserlerinde yer verdiği bütün figür, nesne, mekan ve diğer ifadeler bir bellek yoklaması yaparak, “Zamansız Fenomen” serisiyle gözlemini izleyiciyle paylaştı.

Haydar Akdağ: Sevgili Mihriban, seninle “Zamansız Fenomen” üzerinden bugünü konuşacağız ancak senin yaptığın müdahaleler sadece bugüne ait bir eleştiri mi yoksa bir başka yaşam önerisi mi?

Mihriban Mirap: Günümüz kentlerinden bugüne ait manzaraları, tükettiğimiz yaşama ait unsurları, gelecek için çizili bir belge olarak sunuyorum. Yaşadığım çağa tanıklık ediyorum. Teknolojinin ve modanın getirilerini irdeliyorum. Kenti, kent insanını, kentin kaosunu, kentle birlikte hızı “modern yaşam” algısını ve elbette tüketim kültürünü sorunlaştırıyorum.

H. A.: Şöyle düşünelim, inançların ve sosyal kimliklerin tabuları olabilir. Ki var… Bir başka coğrafyada kendini görmek istemeyecek milyonlarca insan bulabiliriz. Burada dünyanın bütün sokaklarını ve kimliklerini harmanladığında yenidünya düzenine resimlerin dışında sanatçı olarak dikkat çekmek istediğin nedir?

M. M.: Sokakları, kimlikleri ve hatta eski ve yeni olan imgeleri bir araya getirerek kolajlıyorum. Çünkü kültür tanımlamasına en uygun cevabın eskinin ve bugünün birlikte yoğrulabildiği kentlerin verdiğini düşünüyorum. Her şeyin iç içe yaşandığı, eskiyle yeni, farklı ile aynı, değişen ile değişmeden kalan gibi türlü kavram çiftlerini akla getiren anakent, içinde yaşanan o melez kültürle birlikte, büyük bir canlılığın en tepe noktasını işaret ediyor. Değişimin ve aynı zamanda sürekliliğin birbirini tamamlayan bir gerilim üzerinde yer aldığı kentlerdeki yaşama dikkat çekmek istiyorum.

H. A.: Resimlerde ortaya çıkan melez kültürü, aynı zamanda plastik davranış olarak sergilemek ve kurgulamak üzerine önümüzdeki günlerde bir planın var mı? Örneğin enstalasyonlar, video veya performans.

M. M.: Evet farklı materyallerden yapmayı planladığım çalışmalar var. Bu benim için uzun bir süreç, yaptığım çalışmaların, devamı ve sürekliliği için yapmam gerekir. Şu an deneysel olarak araştırmalarım devam ediyor.

H. A.: Şuan Romanya’da 14. Kez düzenlenen Medgidia Sanat Kampı’ndasın. Kampta yer alan sanatçı ve disiplinlerden bahsede bilir misin?

M. M.: Romanya’da her yıl düzenlenen “Lucian Grigorescu” çalıştayında bu yıl farklı ülkelerden gelen 14 sanatçının katılımıyla gerçekleştiriliyor. Mircea Costea bu projenin küratörü ve ayrıca kendisi de Romanya’da yaşayan bir sanatçı. Medgidia Belediyesi’nin katkılarıyla birlikte organize ediyorlar, Medgidia Sanat Kampı’nı. Ayrıca sanat kampında üretim sürecimiz boyunca Romanyalı sanat eleştirmeli Alice Dinculescu’ da bizimle birlikte yer aldı. Çalışmalarımız üzerinden onunla sohbetlerde bulunduk. Diğer katılımcı sanatçılar Medgidia Sanat Kampı’nda heykel, resim ve seramik disiplininden gelen sanatçılar var ama hepimizin ortak dili resim oldu.

H. A.: Romanya 2007 yılında Avrupa Birliğine kabul edildi. Sosyal ve kültürel bağlar, Avrupa sanatı ile yakınlığı, Romanya’nın sanat/kültür birikimi ve vizyonunu bu süreçte nasıl okuyorsun?

M. M.: Avrupa’ nın en eski yerleşim alanlarından olan Romanya son yıllarda Avrupa birliğine üyelik sürecinde batı kültüründen de etkilenmiş. Pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış. Kendi kültürlerini korudukları gibi diğer kültürleri de kendi içlerinde koruyorlar. Pek çok ulusal müzeleri, çağdaş sanat galerileri var. Biz çalışma süresi Boyunca Medgidia’ da bulunduk. Medgidia Osmanlı’dan köstence ilinde kalan bir ilçe ve her yıl geleneksel olarak uluslararası Medgidia Sanat Kampı’nı düzenliyorlar. 14 senedir devam eden bir sanat kampı. Buradan da anlaşılıyor ki vizyonları oldukça geniş, sanata önem veriyorlar. Medigia Sanat Kampı’ndan elde ettikleri eserler ile uluslararası bir müze kurmayı hedefliyorlar.

H. A.: Melez kültür üzerine bir kerede Romanya’da düşündüğünde, tarihsel gelişimini incelediğinde orada sanat yapmak nasıl bir motivasyon ve zenginlik?

M. M.: Romanya’da melez bir kültüre sahip bir toplum. Orta ve Doğu Avrupa arasında geçiş noktasında olması kültürüne de yansımış. Ülkede hem balkan, hem Avrupa, hem de komşu ülkelerin kültürlerinden etkiler var. Bunları görebilmek müthiş bir tecrübeydi benim için.

H. A.: Uluslararası etkinliklerin bağları ya da açık dille bağlantıları üzerine konuşmak istersek bu tür sanatçı buluşmalarını nasıl değerlendirmeli?

M. M.: Güzel bir tecrübe olarak görüyorum. Öncelikle Türkiye’den iki önemli sanatçı Bahri Genç ve Kenan Özgür ile bu çalıştaya davet edildim. Onlar sanat adına uzun yıllarını vermiş sanatçılar, diğer bir yandan önemli sanatçılardan Yunan asıllı Roman sanatçı Constantin Papadapol ile birlikte aynı çalıştayda çalışmak çok büyük bir şans. Onların üretim süreçlerini gözlemlemek, hayata ve sanata dair tecrübelerinden faydalanmak benim için unutulmaz bir tecrübe oldu.

H. A.: Sevgili Mihriban, sohbet için teşekkür ederim ve son soru; Evrensel sanatın gündemi ne olmalı?

M. M.: Evrensel sanatın gündemi bence sanatın özgürlüğü ve özgünlüğü olmalı.

H. A.: Teşekkürlerimle…

Meraklısına: www.instagram.com/mihribanmirap  www.mihribanmirap.com

About the author Haydar Akdağ

Şuan Yeditepe Üniversitesi 'nde Sanatta Yeterlik Yapıyor. Kendini; Şair, Ressam, Sanatçı ve Salt İnsan diye tanımlıyor. Gözlemlerindeki çağrışımları yalnız sanat yada tasarım nesnesine çevirmiyor. Yaşamdaki yerini, kendisi ve toplumla iletişimini kendi penceresinden yorumluyor. Yeditepe Üniversitesi GSF Moda&Tekstil Tasarımı Bölümününden 2008 yılında mezun oldu. Sektörde tasarımcı olarak çalıştı ve tekrar akademik hayata döndü.

All posts by Haydar Akdağ →

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: