Kapat

Büyük bir vaat, derin bir hayal kırıklığı Sculpture.Projects.Münster üzerine izlenimler

Marcus Graf

Reklamlar

Münster şehrini severim. Tarihi, güzelliği ve genel atmosferi ile beni her zaman büyülemiştir. Yakınlardaki bir kasabada büyüdüğüm için de şehri iyi tanırım. Şehrin mimarisini, zengin tarihini ve geniş parklarını ayrıca beğenirim. Münster’in ayrıca büyük bir müzesi ve iyi bir sanat derneği (Westfaelischer Kunstverein) vardır. Bunun yanı sıra şehir, çok büyük olmaması, güçlü üniversitelere ve iyi bir sanat akademisine sahip olması ve bisiklet için elverişli yapısıyla da öne çıkar. Kamusal alanda büyük ölçekli heykel sergileri için ise mükemmel bir noktadır.

1970’lerde Kaspar König’in, dünyanın en büyük geçici heykel sergisini burada düzenlemeye karar vermiş olmasına bu yüzden şaşırmamak gerek. 1977’den beri, Sculpture.Projects.Münster tam beş kez gerçekleştirildi. On yılda bir heykel ve enstalasyon sanatının önde gelen sanatçıları Westphalia’nın tarihi başkentine eserlerini kurmak ve sergilemek için geliyorlar. Eserlerden bazıları geçici, bazıları ise bugüne kadar yerlerinde kaldı. Bu serginin getirdiği dinamizm sayesinde şehrin sürekli olarak zenginleştiğini ve kamusal alanların da geniş bir heykel parkına dönüştüğünü söylemek mümkün.

Kendimi daha önceki birkaç sergiyi gördüğüm için şanslı sayıyorum ve doğrusu hepsinden de çok keyif almıştım. Bu yüzden bu seneki Sculpture.Projects.Münster projesini görmek için büyük bir heyecan ve epeyce beklenti içindeydim. Ama, özet olarak belirtmem gerekirse, hayal kırıklığına uğradım. Hatta biraz kızdım, çünkü açıkçası on yıllık bir hazırlık süreci ve iyi bir bütçeden sonra bu kadar zayıf bir sergi çıktığına inanmakta güçlük çektim. Elbette, bu güzel şehrin parklarında heykelleri keşfetmek için dolanmak eğlenceli ve müthiş bir tecrübeydi. Ama neticede bir sanat sergisinden söz ediyoruz. Bu yüzden önce sanatı gözden geçirmeli ve sonra bağlamı incelemeliyiz. Bana göre, Münster’de bu sene, harika bir içerik ancak çoğunlukla zayıf sanat eserleri var. Elbette güçlü işler de var, ama zaten hemen her grup sergisinde birkaç güçlü eser vardır. Örneğin, Hito Steyerl’in lobi benzeri sıkıcı sergi salonundaki eseri estetik olarak oldukça çekici ve içerik olarak tutarlı. Yakındaki parkta bulunan Thomas Schütte’nin çelik heykeli harika; çevreye içerik olarak entegrasyonu da gayet iyi kotarılmış. Michael Dean’in müzede yer alan ve punk estetiğin neo-klasik müze mimarisiyle buluştuğu distopik kurgusunu da ayrıca sevdiğimi söylemeliyim. Ama çağdaş heykel salonuna giden yolda karşılaşılan bu birkaç iyi iş, zayıf işlerin üstesinden gelebiliyor mu? Sanırım hayır… Von Donin/ Burr ve Gerdes’in eserleri kanımca içerik olarak sığ ve estetik olarak önemsiz. Bunte ve Peles Empire formun gücünü tamamen ihmal ederken, Sany içerik ve estetik ihmalkarlığı katlanılmaz bir boyuta taşımış durumda. Vasatlık, LWL Müzesinin cephesine monte edilmiş olan su terazisi ile zirve yapıyor. John Knight’ın A Work in Situa adlı eseri ise açıkçası okulda bile benim sınıfımda geçer not alamazdı. Maalesef Ayşe Erkmen’in Münster’in endüstri bölgesinde yer alan limandaki yerleştirmesinden de çok etkilendiğimi söyleyemeyeceğim. Şahsen favori Türk sanatçılarım arasında yer alan Erkmen’in bu eseri, didaktik yapısından dolayı satıhta kalıyor. Kanımca yerleştirme teknik olarak mükemmellikten uzak çünkü köprü suyun fazla derinine oturtulmuş. Yani suyun üzerinde yürümek için sadece ayaklarınızın ıslanması gerekirken, dizlerinize kadar batarak suda durabiliyorsunuz. Bu yüzden “suyun üzerinde yürüme” hissinin yeterince iyi sahnelendiğini düşünmüyorum. Eser oldukça popüler ve etkileyici ama bu popülerlik maalesef sanatsal gücünden kaynaklanmıyor.

Sonuç olarak, projenin web sitesindeki yazı karakterinin bile kötü tasarıma bir örnek olduğunu düşünüyorum. İ harfinin sadece noktasının bırakılmış olması, bilgiyi toplamada güçlük yaratıyor. Bütün bunlarla beraber, birçok eserin projenin entelektüel doygunluğuna rağmen zayıf ve hatta sığ kalışı, Sculpture.Project.Münster 2017’nin iletişimini ve genel anlayışını iyiden iyiye zora sokuyor. Münster’i, şehrin kendisi, parkları, müzesi ve sanat derneği için (ki şu anda orada bir iyi bir Tom Burr kişisel sergisi var) ziyaret etmek çok hoş. Eğer yolunuz düşerse elbette bu heykellere de göz atabilirsiniz. Sergiye büyük bir beklenti ile gitmezseniz hoş bir gün geçirebilirsiniz. Aksi takdirde, bu etkinliğin toparlanıp, canlanması için bir on yıl daha beklemeniz gerekecek…

Çeviri: Ayşegül Yazıcı

About the author Marcus Graf

Marcus Graf (Doç. Dr.), 1974, Almanya’da doğdu, ve 2001’den beri İstanbul’da yaşıyor. 2003 yılından beri Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde öğretim üyesi ve 2012’de doçentlik ünvanı kazandı. 9. ve 10. Contemporary İstanbul’un Program Direktörü olarak çalışmadan önce, Siemens Sanat (2003 – 2007), Aviva Art Program (2006 – 2007), ve 2005 – 2007 Under Construction – Tepe İnşaat Güncel Sanat Mekanı’nın daimi küratörü ve 10. Istanbul Bienali gecegezenler video projesi gibi çeşitli kurum ve etkinliklerde (örneğin Baksı Müzesi (ON), Elgiz Museum (Genç Koleksyonerler 2), Caleidoscope Europe Evora, Portugal (Not a Lens but a Prism), CDA Projects (Hans & Helga) ve İstanbul 2010 – Avrupa Kültür Başkent (Geçici rahatsızlık)) küratörlük yapmıştır. 5533 - İMÇ Güncel Sanat Mekanı‘nı kurucularından olan Graf, halen Plato Sanat’ın daimi küratörü (2010’dan beri) olarak görevine devam etmektedir, ve ayrıca şu anda Artfulliving.com.tr’in sanat danışmanı.

All posts by Marcus Graf →

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: