Kapat

MASALLARLA DOLU BİR DÜNYADA KURGUSALLIKTAN GERÇEĞE

Didem Ermiş

Reklamlar

Masallar geçmişten günümüze hayatımızda önemli bir role sahiptir. Çocukluktan itibaren büyüklerimiz tarafından dinlemeye alışkın olduğumuz masallar, bizi var olmayan bir şeyi varmış gibi düşünmemize sebebiyet verir. Var olmayan bir dünyada yürümek hepimizin ilgisini çekmiştir. Onlar kimi zaman gerçektir, kimi zamansa hayal ürünü. Ve dikkat ettiğimizde genellikle onlar hep büyü üzerine olur; periler, hayaletler ve cinler masalların baş kahramanlarıdır. Her ne kadar ilk dinlediğimizde bir gerçeklik payı bulamasak da, biraz düşündüğümüzde aslında her birinin vermek istediği bir mesaj vardır. Günümüz çağdaş sanatında da bu konu Güneş Terkol’un ilgi odağı olmuş, bu ilgi odağı çerçevesinde üretim yapmış ve bu ürettiklerini seyirciyle buluşturmak için 14 Aralık 2016 tarihinde sanatın ana arteri haline gelmiş olan Tophane’de bulunan Krank Art Gallery’de sergi açmıştır. 2 Şubat 2017’ye kadar süren serginin küratörlüğünü Ali Akay yapmıştır. Krank Art Gallery’nin mekanı küçük olmasına rağmen, açtığı sergileriyle bir derinlik yakalamıştır. Güneş Terkol’un sergisi hem galerinin lokasyonuna, hem de galerinin kendi iç yapısına oldukça uyumludur.

Sanatçı insiyatifi Ha Za Vu Zu üyelerinden olan Güneş Terkol dikiş, video, desen ve sesi kullanarak cinsel kimlikleri konu alan çalışmalar üretmektedir. Üretim zemini olarak tuvali değil de daha çok topladığı kumaşları kullanmaktadır. Sanatında ağır, hantal, ve pahalı olanı değil, ekonomik ve kolay taşınabilir araçları tercih eder. Çerçevelerden bağımsız işler üretmesi, onun çalışmalarında ne kadar özgür olduğunun bir göstergesidir. Sanatçının çalışmalarında temel konu feminizm. Genel tavrı ise kumaş üzerine dikiş yapmak ve kumaşı direkt boyamak. Sanatçının kullandığı kumaş, eserlerin görünürdeki kırılganlığını yok eder ve şeffaflığı, kadınsılığın ve doğanın hayal gücünü çarpıtarak ve bozarak kompozisyonlarını oluşturur. Kurgusal imgelerin yansıtılması için, kadın denildiğinde akla gelen dikiş- nakış sanatçının çalışmalarında araçsallaşır.

Sanatçı gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında pek çok karma sergiye katılmış ve solo sergi açmıştır. 2016 yılındaki Sao Paulo Bienali’nde Güçlü Öztekin ve Oğuz Erdin ile kurmuş olduğu GuGuOo grubu ile bir performans sergilemiştir. Bienalde Güçlü Öztekin bas çalıp şarkı söylerken, Güneş Terkol klavye çalmış ve Oğuz Erdin vurmalı çalgılar çalmıştır. Aynı zamanda Güneş Terkol’un kumaş üzerine nakış çalışmaları sergilenmiştir. Bunun yanında Eylül 2016’da Artnivo’nun Şişhane’deki sergileme alanında açılan ‘O zaman Renk!’ adlı karma sergisine bir çalışmasıyla katılmıştır. Burada da sanatçının kumaş üzerine nakış işlemesi yaptığı görülmektedir. 10. İstanbul Bienali’ne de sanatçı eser vermiştir. Bunlar sanatçının katıldığı karma sergilerden bazılarıyken, pek çok sayıda kişisel sergisi vardır.

Güneş Terkol’un Krank Art Gallery’deki ‘Dünyadan Bir Işık Geçti: Hey Bekle’ adlı sergisinde bir masal dünyasına giriyor ve burada gizemle ve çözülmeyi bekleyen bulmacalarla karşılaşıyoruz. Bazen bulmacayı çözmemize yardımcı olacak bir iz sergide büyü yoluyla karşımıza çıkıyor, bazen de kendimizle baş başa kalıyoruz. Formülleri bulmaya çalışıyor, bunu da bilmeceler yoluyla yapıyoruz. Eserlerin her birinin kendi içerisinde bir bilmecesi var. Bir eserdeki bilmeceyi çözdükten sonra diğeri seyirciye daha anlamlı gelmeye başlıyor.

Sergide çoğunlukla sanatçının kumaş üzerine işlemeli çalışmaları bulunurken, bunların yanında 3 tane ışık enstalasyonu ve 2 tane nişasta ve tekstil ürünlerini kullandığı çalışması var. İçeri girer girmez gördüğüm ışıklı enstalasyondan anladığım kadarıyla bu sergide beni alışık olmadığım bir çalışma tarzı bekliyor. Altı kenarlı çiçek formunda olan bu ışık enstalasyonu çalışmasında ortada bir kadın görünüyor. Burada bir masalsılık var. Çiçeğin her bir kenarında bulunan görseller kadının masal dinlerkenki düşünceleri. Oyun parkında oynayan çocuklar ve spor yapan kişiler bu çiçeğin altı kenarını oluşturuyor. Bu enstalasyon doğayı çağrıştıran yeşil ile aydınlatılmış.

Kumaş üzerine dikiş ve direkt boyama tekniğiyle yapılan çalışmalarda kimi zaman kendi etrafında dönen bir kadın, kimi zaman dumanı tüten bir trenin önünde hareket eden insanlar, kimi zaman da toprağın altında yaşayan bir hayvan figürü eserin temel objesi olmuş. Eserlerin bir tanesinde kadını bir anlamda simgeleyen topuklu ayakkabı var. Kadın adeta kendini bir birey olarak göstermek istemiş. Bir diğer çalışmasında entari giyen bir kadın iki elini birden havaya kaldırarak adeta semazen dönüşü pozisyonunu almış. Halinden memnun bir kadın yılan desenli volanlı kollu entarisiyle dönüyor. Dönerken dökülen volanlarıyla kadın kendini buluyor ve bunun mutluluğunu yaşıyor. Ayrıca eserlerine bir hayalet imgesi de var. İnsanın içinden geçtiğinde, bedende bir ürperti yaratan hayaletleri, sanatçı kumaşına ustalıkla nakşetmiş ve geride kalan insan figürünü kumaşının üzerine genel hatlarıyla boyamış.

6-paragrafin-altina

Sergide yer alan kumaş ve nişastayı birleştiren eserlerden birinde cama asılan tülün üst tarafı beyaz iken, kumaşın ucu kan kırmızısı bir renk almış. Zeminde de içi nişasta ile doldurulmuş kask şeklindeki kalıbın üzerine kumaş kaplanmış. Bu çalışma seri üretim gibi duruyor, çünkü bu kasklardan 5 tane var. Camın üzerine asılmış tül ve bu 5 kasktan oluşan eser adından da anlaşılacağı gibi ölüm ile kişisel kimlik arasındaki o ince, her an kopabilecek gibi olan ipi yansıtıyor.

Sergiyi gezerken sanki elimde bir masal kitabı vardı ve her bir eserin önünde bana farklı bir masal anlatılıyordu. Bazen dinlediğim masalda hayal gücümde canlananı karşımdaki çalışmada görüyor, bazen de masalın benim düşünmediğim bir kısmı karşıma çıkıyordu. Bu karşılaştıklarım beni biraz afallatıp masalın farklı bir yanını düşünmeme sevk ediyordu. Bunu da bilmecelerle sağlıyordum. Çalışmalarda gördüğüm ve bedenimi ürperten hayaletler adeta bana ‘Hey bekle! Bu gördüklerin gerçek değil, sana görmezden geldiklerine dair anlatacaklarım var’ diyor. Ben de bu mesajla sergiyi gezmeye devam ediyor, her bir eseri anlamlandırmaya çalışıyorum. Sergiden çıktıktan sonra fark ettiğim şey şu ki çocuklukta dinlediğimiz masallarla, şimdiki masallar benzerlik göstermiyor. Bu gün dinlediklerimiz hayatın ta kendisi. Çocuklukta dinlediğimiz pembe masallarla dolu minik dünyamızdan çıkıp, her biri başka bir mesajla, başka bir gerçeklikle dolu asıl masalların reel ve devasa dünyasına girmenin vakti.

Masalların büyülü dünyasına girmek, perilerle ve hayaletlerle arkadaş olmak, kurgusal bir dünyada gezerken gerçekliklere de rastlamak için Güneş Terkol’un sergisi ideal bir sergiydi. Sanatçının gelecek projelerini merakla ve sabırsızlıkla bekliyorum.

en-alta-ek-go%cc%88rsel-olarak en-alta-ek-go%cc%88rsel-olarak-2 en-alta-ek-go%cc%88rsel-olarak-3

About the author Didem Ermiş

Didem Ermiş 1992 yılında Ankara’da doğdu. Lisede sanat eğitimi aldı. Sonrasında Yeditepe Üniversitesi Sanat Yönetimi bölümünden mezun oldu. Yazdığı sergiler ve sanatçılar üzerine metinlerini toparlayıp yayınlamaya başladı. Eğitim hayatına Bilgi Üniversitesi Kültür Yönetimi Yüksek Lisans programında devam etmektedir.

All posts by Didem Ermiş →

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: