Kapat

EN ABSÜRD AMCA UNCLE GRANDPA!

Ebru Eren

“Güldürürken düşündüren” diye bir tanımlama kullanılır komediler için, ki bugüne kadar gülerken düşündüğüm pek olmamıştır. Ancak görev icabı izlediğim bir çizgi filmin hem çok güldüreceğini hem de izlerken ağzımı açık bırakıp düşündürmekle kalmayıp hayata bakış açımı da değiştirebileceğini hiç düşünmezdim. Ama oldu!

Bir dilim pizza, dinazorumsu Bay Suratsız ve komünün tek dişisi olan gerçeğimsi uçan dev kaplanla birlikte karavanıyla dünyayı gezen bir süper kahraman Uncle Grandpa! İhtiyacı olan herkese, duvarları yıkarak yardıma koşarken, sürekli değişen ihtiyaçlara cevap veren bir de bel çantası var.

Yalana asla tahammülü olmayan bu naif kahraman, bitmek tükenmek bilmez pozitifliği sayesinde, düşünce gücü ve inançla her şeyin üstesinden gelinebileceğini, fiziksel handikapların avantaj olabileceğini öğretiyor. Onun için kötü diye bir şey yok, sadece bakış açısı veya iki parça salatalıktan yaptığı gözlükleriyle gözlerini dış dünyanın absürditesine kapatıp olması gerekene inanmak var.

Bu dizinin yazarı ve kahraman Uncle Grandpa’nın seslendirmeni Peter Browngardt ilhamını sahip olduğu geniş aileden, sürekli seyahat eden babasından ve “uncle” diye hitap ettiği babasının çılgın arkadaşlarından aldığını söylüyor.

Hedef kitle olan çocukların bu çılgın diziden nasıl etkilendiklerini ya da mesajların onlara ne şekilde nüfuz ettiğini merak ediyordum. Bu amaçla derinleştirdiğim internet araştırmamda, ortaokula giden Amerikalı bir çocuğun hazırladığı Mutant Season adındaki podcast serisi ile karşılaştım. Bu minik dev arkadaş Uncle Granpa’da olanlar için “o kadar gerçek üstü ki neredeyse gerçek” tanımını yapıyor ve bu cümleyi kurmaktan beni kurtarıyordu. Çocukların minik kalplerine iyilik ve yardımseverlik tohumları eken bu dizinin bu kadar coşkuyla izlenmesi çok umut verici.

Peki, konumuz sanat olduğuna göre böyle bir çizgi dizi ile çağdaş sanat arasında bağlar kurmak olası mı? Göze çarpan ilk ve en kolay bağ, çizgi dizide çizgi olmayan tek karakter “gerçeğimsi uçan dev kaplan”. O bir kolaj. Bağı kurduğumu zannederken Browngardt, diziyi kanala sunmaları için zamanın gittikçe daraldığını ve dişi bir kaplan çizmesinin imkansız olduğundan dolayı internetten copy-paste yaptığını itiraf ediyor. Ben de bu itiraf üzerine olayı fazla ciddiye almamaya; Rene Magritte ve Joseph Kosuth gibi kavramsal sanatçıların işleriyle kurduğum bağları yazmaya çalışmanın da dizinin kendisi kadar absürt olacağına karar veriyorum.

Hayatı kurallarına göre yaşayıp, her şeyin altında bir mantık arayanlardansanız Uncle Grandpa kesinlikle size göre değil. Mantığı bir tarafa bırakıp; anormal, saçma ve çılgın olana kucak açarsanız ancak Uncle Grandpa’yı izleyebilirsiniz diyor dizinin yazarı. İşte burada çağdaş sanatın kural tanımazlığı ile bir bağ kurmak mümkün olabiliyor ancak. Kusursuz bir estetik arayan, sürekli “çok güzel” diyebileceği işler araştıran gözlere ait değil çağdaş sanat. Kuralsızlığı kural edinmiş bu son dönem sanatında her şey mümkün. Her türlü malzemenin kullanılabildiği, her konunun kabul gördüğü, kimi zaman çok basit ama bir o kadar derin işlerin de olabildiği bir derin derya çağdaş sanat. Bir sonraki bölümde Uncle Grandpa’nın bel çantasından neyin fırlayabileceğini nasıl kestiremiyorsak, çağdaş sanatta da neyin karşımıza çıkacağını önceden bilemiyoruz.

Ve… “gerçek” hayatımıza dönecek olursak günümüz koşullarında yaşayabilmek için ihtiyacımız olan belki de tek şey sanat ve Uncle Grandpa’nın salatalık gözlükleri. Çünkü ancak o zaman kendi içimize dönebilir ve kendi cennetimizi yaratabiliriz.

About the author Ebru Eren

1972 yılında İstanbul’da bir yay burcu insanı olarak doğdu. Bu sebeple daldan dala kondu. Yıllarca TV sektöründe büyük bir sevgi ve hevesle çalıştı; programlar aldı, kanallar kurdu. Çok sevdiği sektöründen yine çok isteyerek ayrıldı ve Los Angeles’ta bir film şirketinde çalıştı. Bu onun sinema TV dünyasındaki son görevi oldu. İlk gençlik yıllarından beri hayranlık duyduğu sanata olan ilgisini artık saklayamadı ve yüksek lisansa başladı. Şu an Yeditepe Üniversitesi’nde Sanat Yönetimi masterı yapıyor, Plato Sanat bloğunda yazıyor, biraz resim yapıyor, biraz da satın alıyor, kalan zamanlarında seyahat ediyor. 40 yaşını geçen her bekar kadın gibi onun da kedileri var, Kadıköy’de yaşıyor.

All posts by Ebru Eren →

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: