Kapat

SANAT VE ARAFTA OLMAK

Didem Ermiş

Reklamlar

Sanat nedir? Sanatçı kimdir? Sanatçı sanatında kendi kimliğini yansıtmalı mıdır yoksa kendini kimliksizleştirerek mi sanatını yapmalıdır? Sanat eserlerinin insanlar tarafından anlaşılması mı gerekir, anlaşılmaması mı? Günümüz çağdaş sanatı bu soruları cevaplamak zorunda mıdır? Bir bakıma çağdaş sanat demek kendini öteki ile ilişki kurmak, hesaba katmak anlamına mı gelmektedir?

Sanat yapmak; görünmeyeni görmek, duyulmayanı duymak, dokunulmayana dokunmaktır. Yani sanat deneyimlemeye dayanır.  Sanat bir birikimdir. Konuyu bu işe 30 yılını adamış, hala daha çalışmalarını devam ettiren İsmet Doğan’a bağlamak istiyorum. 1980’li yıllardan itibaren sanatla içli dışlı ilişkisi olan bir insandan bahsediyorum. Deneyimleri lebi derya. Çalışmalarını yaptığı dönemin kültüründen beslenerek; ülkenin sosyal, siyasi ve ekonomik durumlarından feyz alarak sanatını üretiyor. Sanatçı, çalışmalarını tek yönlü bir bakış açısıyla değil, sorgulamadan da yararlanarak üretiyor. Eylül ayından itibaren hareketlenmeye başlayan sanat piyasasının iki önemli fuarı olan Contemporary Istanbul’da efsane aynalarıyla ve Artist 2016 Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’nda Autos serisinden ‘Where am I’ adlı çalışmasıyla yer almış; öncesinde ise yurtiçi ve yurtdışında pek çok fuara ve karma sergiye katılmıştır. Çalışmaları dönemden döneme farklılık gösterse de eserlerinde kendini yansıtmayı başarmıştır.

İsmet Doğan, 31 Ekim- 11 Aralık tarihleri arasında Hasköy Yün İplik Fabrikası’nda ‘Ben Bir Bedenim’ adlı sergisi ile sanat izleyicisiyle buluştu. Küratörlüğünü Franziska Niemand yaptığı bu sergi Retroactive alt başlığını taşıyordu. Retroactive, sanatçının 30 yıllık üretim sürecini izleyicilerinin gözlerinin önüne sermiştir. Modernizmin simgelerinden olan oldukça büyük bir mekan İsmet Doğan’ın işleri ile bütünleşmiş. İzlenimlerime göre küratör bu mekana göre sergiyi kurgulamış.  Sanatçı kendisinin seriler şeklinde çalıştığını söylüyor. Bir çok medyumu bir arada kullanarak farklı serilerini üretmiş. 1980’li yılların başında Dada’dan etkilenerek kolajla sanat hayatına adım atan sanatçı, eserlerinin bütününe hakim olan ayna ile çalışmaya 1990’lı yıllarda başlamış, çalışmalarında ayrıca sinema afişlerine ve sahnelerine de yer vermiştir. Sergiyle aynı zamanda sanatçının 1980’lerden günümüze kadarki yaratım sürecini yansıtan ‘Melez Anlatılar’ isimli bir de kitabı çıktı. Kitapta Deniz Şengel, Marcus Graf, Alphan Akgül, Nami Başer ve Fırat Akova’nın  sanatçının sanat pratiği üzerine metinleri bulunuyor. Kitaba ek olarak ‘Modern Zamanlar’ da Ulya Soley’in  derin söyleşisi ve Makbule Aras’ın İsmet Doğan’ın sanatçı portresini ele aldığı yazısı bulunuyor. Yazının editörlüğü Ferda Keskin’e ait.

‘Ben Bir Bedenim’ sergisinde İsmet Doğan’ın öncelikle kimlik irdelemesi yaptığı görülüyor. Kimi zaman sıradan bir insan, kimi zaman bir sinema sanatçısı, kimi zaman bir cellat oluyor. Özne olarak sürekli yer değiştiriyor. Şiddet, yara ve iyileştirme çalışmaların bütününe hakim. İsmet Doğan’ın kendi söylemine göre sanat ‘araf’tadır, yaralanma ve dikiş imgeleriyle sanatçı arafta sorgulamaya devam ediyor. Serginin isminin de belirttiği üzere ‘beden’, sanatçının yolunda temel izlek. Fotoğraf üzerine boya kullandığı çalışmaları da var; 1999 yılına ait camı, harfleri, pamukları ve sanatçının kendi kanını kullandığı dönemsel çalışmaları da. 1987 yılında üzerinde çalıştığı kendi atölyesini yansıtan, kutunun içinde olan yerleştirmeleri de bulunuyor. Bunlara ek olarak neon çalışması da var. ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ sözünü neon harflerle yansıtmış. Eserlerinde genellikle Latin ve Arap alfabelerinden yararlanmış. Arap alfabesinden yararlanmış olmasının nedeni günümüzden geriye baktığımızda Arapça’nın ana alfabemiz olmasından kaynaklanıyor. 1990-2000 yılları arasında Arap alfabesinin kullanıldığı serinin ismi ‘Lapsus’. Latin alfabesinde bulunan harfler düzgün şekillerde değil, gelişigüzel yerleştirilmiş. Eserlerde ‘kanibalizm’ olgusu var. Sanatçının kanibalizmi işleyişi toplumun bize yedirdiği kavramları kusma şeklinde. Bu da harfleri yerde veya bir insanın sırtından dökülmüş vaziyette görmemizle açıklanıyor. Aynalar ise sanatçının 30 yıllık sanat üretiminde ya yardımcı obje ya da ana obje olmuş. Sergide dolaşırken eserlere baktığımda aynada kendimi gördüm. ’SİZ BURADAYMIŞSINIZ GİBİ’ ya da ‘İçin(m)deymişsiniz Gibi’ ifadeler aynaların üzerine yazılmış. Buna bir bakıma sanatçının dediği gibi ‘kendileme-appropriation’ diyebiliriz. Aynı zamanda aynaların büyük boyutta olduğu çalışmalar da bulunuyor. Farklı bir açıdan baktığınızda diğer eserleri de aynanın şekillendirdiği biçimde görebiliyorsunuz. Bazı çalışmalarda vampirik bir durum var; sanatçının kendisini başka birinin etini ısırmasıyla ya da kendi etini ısırması durumuyla karşı karşıya kalıyoruz. 2012 yılında üzerinde çalışılan bu serinin ismi ‘All is External: Yerim Seni’. Göze çarpan bir diğer baskın konu ‘baba’. 1999 yılına ait ‘Ataerkil’ serisinde fotoğraflarla çalışan sanatçı bazı fotoğraflarda kendisini ve ‘baba’ figürünü göstermiştir. Bu serisinde bıçaklama ve ‘eline kan bulaştırma’ olgusu irdeleniyor. Çalışmalarına imge olan baba figürünün bıçak darbeleriyle kesilmesi ve daha sonra babanın parçalanan etlerinin yenmesi söz konusu. Burada bir ast-üst ilişkisi var. Ast olan bir kişi (sanatçı), üstü (babası) bıçaklıyor. Etlerini yiyerek de bir içselleştirme durumu yaşıyor.  Ataerkil yapının simgesi olan ‘baba’yı öldürüyor 1994- 2000 yılları arasında yapılan ’Sinematografi’ serisinde ise ‘yer değiştirme’ olgusu ön planda. Kendisini Dracula yerine koyuyor. Sanatçıyı film afişlerinde görebiliyoruz. Çalışmalarının bir bölümünde Atatürk’le (İmago serisi) karşı karşıyayız. Sanatçının da söylediği üzere Atatürk’ün her evde bir resminin bulunmasını doğal karşılıyoruz. Atatürk bizim için bir ikon. Sanatçı Atatürk’ü ve Arap harflerini kullanarak bir ikonografi yaratmış. İki boyutlu tuval ve ya kolaj çalışmalarının yanı sıra serginin kavramsal bütünlüğüne uyan video çalışmaları var. İnsan bedeninin konu edindiği 6 adet videonun yanı sıra, limon sıkma işleminin konu edildiği bir video çalışması da var.  Bu videoda limon sıkılırken harflerin yavaş yavaş döküldüğünü görmekteyiz.

Fabrikaya girdiğim anda beni nelerin beklediğini merak etmeye başladım. Daha önceki araştırmalarımın bana gösterdiği üzere İsmet Doğan’ ın farklı bir eser üretme sürecinin olduğunu biliyordum. Eserleriyle yüzleştiğim anda düşüncelerimde yanılmadığımı anladım. Aklın yanında, hatta akıldan daha çok, ruhun ve bedenin temel izlek olduğunu gördüm. Sergiyi gezerken kendimi fabrikatör ve işçi gibi hissettim. Fabrikanın her bir odasına giriyor, yapılanları inceliyor, değerlendirmeler yapıyordum. Sergide uzaktan gelen video çalışmalarının sesleri beni kendilerine çağırıyorlardı. Arafta gibiydim, bir tarafımda 2 boyut, diğer yanımda 3 boyut. Her adımımı attığım yerde farklı bir şey bekliyordu beni. Kimi zaman bir bütünlük içindeydim, kimi zaman bir parçalanmışlık hissi.  Video çalışmalarının fabrikanın gizli yerlerinde olması, sanatçının resim, fotoğraf, heykel çalışmalarını görmeden video çalışmalarını anlamlandıramayacağımızın bir ifadesi. Çalışmalarının bütününe baktığımızda sanatçının bizden istediği şey kendi kimliğimizi sorgulamamız. Sanatçının ifadesiyle kimlik mutlak değildir.

Sergi ruhumun  eserlerle sarmalandığı, ‘karanlık’ kelimesinin farklı boyutlarda yansıtıldığı, sanatçının kendini ifade etme yolunda farklı medyumları tercih ettiği çalışmalar bütünüydü. Gelecekte ne gibi çalışmalarla karşılaşacağımızı gerçekten çok merak ediyorum.

About the author Didem Ermiş

Didem Ermiş 1992 yılında Ankara’da doğdu. Lisede sanat eğitimi aldı. Sonrasında Yeditepe Üniversitesi Sanat Yönetimi bölümünden mezun oldu. Yazdığı sergiler ve sanatçılar üzerine metinlerini toparlayıp yayınlamaya başladı. Eğitim hayatına Bilgi Üniversitesi Kültür Yönetimi Yüksek Lisans programında devam etmektedir.

All posts by Didem Ermiş →

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: