Kapat

TOPLU MONOLOGLAR, İÇ SESLER

Melike Bayık

Reklamlar

Hadra Tanrıverdi Birecik’in eserleri teknik olarak karışık, pentür ve grafik bir çizgiyi içinde barındırırken konu olarak grafik bir görsele sahip olsa da içerik olarak toplum içindeki bireyin yalnızlaşmasını, başkalaşmasını ve dönüşümünü anlatıyor. Form olarak grafik – pentür hatta bir yandan pop sayılabilecek bir üslupta farklı farklı malzemelerle eklektik ve çoğulcu metropol şehrinin insanlarını konu edinip, onun dertlerini kendi derdiymişçesine boya, yazı ve diğer malzemelerle yansıtıyor.

Serilerinde genellikle arka fonda daha yumuşak renkler kullanırken, ön planda kalanlar çok pop neredeyse fosforlu, neon renklerdir. Tüm bu renkler içinde gösterdiği, adeta bloklar içine hapsolmuş beton cangıllar içinde yaşayan, sosyal çevresi gün geçtikçe sosyal medya hesaplarında kalan insan figürleridir. Her kültürden bir parça alıp özünü kaybetmiş içten içe renk değiştirip karmaşık bir renk cümbüşüne dönüşmüş insan bedenlerini ve portrelerini ele alır.

Sosyal toplum içinde tek tipleşmiş, kapitalizmin getirdiği güzel/yakışıklı olma betimlemeleri içinde herkesin birbirine benzediği, geçmişini unutup, diyalog bile kuramayan, gün geçtikçe iyice içine dönen insanları ele alır.

Birecik her bir serisinde tek bir konuyu ele alıp onu irdeler. Metropoller içinde yaşayan kentli insanların modern hayat içindeki duruşu, yaşayışı ve iletişim şekilleri Birecik’in ana konuları arasındadır. Kendini kaybetmiş insan figürünün, başkalaştığı formu ile yani aslında yeni ortaya çıkmış formu ile onu ait olduğu toplum içinde resmeder. Çoğul ya da tekil olan tüm figürleri modern hayat silsilesi içindeki bölünmüşlükler, yalnızlıklar ve aitsizliklere işaret eder.

Galeri Eksen Balat’ta Kasım ayında biten Toplu Monologlar sergisi için Yalnızlaşmayı, tek başınalığı, yitmeyi ama aynı zamanda görünür olmayı isteyen, karmaşık, kaotik bir ruh halini anlatan resimlerdi” diyor Birecik. Sergisinde yer alan resimlerde konunun modeldeki figürlere göre şekillendiği, kullanılan figürle birlikte tekniğin, kolajın, çoklu malzeme estetiğinin yer aldığı resimlerle birlikte resmin bir şekilde kendi yolunu çizmesi söz konusudur.

Sergideki yapıtlar aslında teknik ve biçim açısından kolaj gibi gözükse de tipografinin, renklerin, pentürün bir araya gelişi aslında tesadüf değil. Birecik, Dadaist bir yaklaşımla, bugünün metropolü içinde yaşayan bir sanatçı olarak, çoğulcu bir malzeme estetiğini dil olarak gösterirken aynı zamanda bu dil ile birlikte bugünün yaşam stiline, metropolün katmanlı yapısına da somut bir ışık tutuyor. Resimlerde fotoğraf, yazı-tipografi-resim gibi disiplinleri bir arada kullanarak karmaşık kent içindeki figürün pop, dinamik ama yalnız, kaotik dünyasına bir gönderme yaparken, kullandığı malzemelerin seçimi ve konuyu nasıl aktardığı Birecik için oldukça büyük bir önem taşıyor. Estetik kaygılarla birlikte seçtiği bütün malzemeler Birecik’in resimlerinde hem derin bir anlam etkisi yaratıyor hem de estetik dilin önemini vurguluyor. Resimlerinde gördüğümüz yazılar bazen hikayelere odaklanırken bazen de resmi destekleyici bir kompozisyon ögesi olarak resimdeki yerini koruyor. “… Kişiler ve yazılar birbirine ait hikayeler olmayabiliyor. Bazen sadece bir leke, bazen de sizi tuvale kilitleyen bir tesadüf. Parçalanmaları olan bir resimde kullanılacak olan ‘rose’ yazısı sığmayınca ‘ose’ diye kalmıştı. Sonrasında bunun bir anlamı var mı diye araştırırken karşıma Yunan Demir Yolları çıktı ve resmin adı ise ‘İç Hat’’dı’. Bu karşılaşmanın değeri paha biçilemezdi’ diyor Birecik.

Sergideki eserlerinde gördüğümüz birbirinden bağımsız, birbirini tanımayan figürlerle birlikte başka kimliklere ait, başka kimliklerce oluşturulmuş, ilintisiz hikayeler, figürlerle karşılaştığında fiziksel olarak da yoğunluk altında kalmış şehir insanının katmanlı ve alakasız yaşam biçimlerini ortaya koyuyor. Küreselleşmiş dünya düzeni içinde birbirinin tıpatıp aynısı olan figürlerin ‘öz’ünde yerel ve başka coğrafyalar barındırdığını bu yüzden de farklı ve bağımsız metinlerle birleştirerek, öz’ünden kopmuş bireyi rastlantısal bir öykü ile eklektik dünyaya biraz daha bağlıyor. Toplum içindeki farklı hikayelere sahip insanların katmanlı öykü ve hikayeleri ile onları biraz daha yoğurup, çoğaltıyor.

Bambaşka kültürlere ait olup kozmopolitleşen şehir insanlarının gittikçe yalnızlaşmasını gördüğümüz resimler bir noktadan sonra figürün ya tamamen öz’ünden kopuyor ya da bilinçli bir yalnızlıkla kendini koruyup var etme çabası içinde yalnızlaşıp, derinlere doğru ilerliyor. Yapıtlarında figürler kendi halinde monologlar içindeyken aslında arka planda süren diyaloglar gözden kaçmıyor. Birecik, bunu resimlerde, somut ya da soyut mekanlar içindeki figürlerinin varoluşsal durumlarını irdelerken gösteriyor.  Ayrıca kent içinde olduğunu düşündüğümüz bu figürleri de direkt olarak göstermiyor resimlerinde. Figürleri dolaylı olarak gösterip daha gizli bir biçimde sunuyor bizlere. İzleyici eğer isterse bu mekanların neresi olduğunu düşünebilir ya da daha soyut mekanlar içinde figürü izleyebilir.

Birecik, mekanlar içindeki insan topluluklarından, onların ‘öz’lerinin asimile olmasından ya da yaşadıkları sonsuz ve katmanlı yalnızlık duygusundan söz ettiği “Toplu Monologlar” sergisinden aslında bugünün metropolüne adım atan herkesten söz ediyor. Senden, benden, bizden… Kimliksizleşmiş mekanlar içinde aidiyetsiz, binlerce ruh içinde yapayalnız bedenlerden…

Yeni yüzyılın vebası, yalnızlık… Topluluk içindeki diyaloglar karşısındaki monologlar…

oda-icinde-1-1

facebook_1472213466043

facebook_1472213154670

1neresinden-bakarsan-bak

About the author Melike Bayık

İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor. 1991 yılında Antalya’da doğdu. Elliden fazla sergide küratör ve sanat tarihçisi Marcus Graf’ın yanında asistan küratör olarak çalıştı. “Pardon, Kaçıncı Kat?”, “Olmadı Kaçarız” ve “Melior Mundus/ Ne İyi Dünya” sergilerinin eş küratörlüğünü yaptı. 2013 yılında Yeditepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Yönetimi Yüksek Lisans Programı'na girdi. 2017 yılı Ocak ayı itibariyle Sanat Yönetimi Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak çalışmakta ve tez öğrencisi olarak da aynı bölümde eğitimini sürdürmektedir. 2017 yılı Şubat ayında ise Yeditepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe Bölümü'nde de ikinci yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 Güz döneminden bu yana İstanbul Ayvansaray Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi'nde Görsel İletişim Tasarımı, Grafik Tasarım ve Mimari Restorasyon Bölümleri'nde Sanat ve Tasarım Kuramları, Sanat Tarihi, Mimarlık Tarihi ve Müzecilik derslerini vermektedir. Aktif olarak İstanbul Art News, Plato Sanat Blog, Box in a Box Idea, Sanatatak, Artful Living gibi gazete, dergi ve bloglarda sanat yazılarına devam etmektedir. Aynı zamanda Marcus Graf ile asistan küratör olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

All posts by Melike Bayık →

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: