Kapat

KALEM KAĞIT TUTKUSU

Melike Bayık

Reklamlar

Paramparça hikayeleri, çocuk bedenleri ve portreleriyle anlatmayı tercih eden M. Sefa Çakır teknik olarak ise marker kalem ve özel kağıtlar kullanmaktadır. Kendi yaşanmışlıkları, iyisi ve kötüsüyle tün anlarını ve en önemlisi de toplumsal normların dayattığı ve kişiselleştirildiği empatiden uzaklaştırılmış ‘kaygıları’ resmeder. Serilerinde genellikle monokrom bir renk skalası gördüğümüz M. Sefa Çakır tüm gri ve siyahların arasına tercihen pop, tek bir renk kullanır. Titiz karakteri ve disiplinli çalışma sonucunda eserleri print ile mi yoksa el ile mi üretildiği izleyici de soru işaretleri yaratır. Belki bir noktada da teknoloji çağının getirisini kendi çizgisiyle, gözü ve bileğiyle eleştirmekte ve izleyiciye ironik bir algı karmaşası yaratmaktadır.

Yapıtlarında genel olarak içerik ve form açısından nelerle ilgileniyorsun?

–  İçerik, her zaman yaşanan anlardan ve paylaşımlardan, kazanımlardan ya da kayıplardan, kısacası deneyimlerim sonucunda etkilendiğim durumlardan oluşuyor. Form ve içerik olarak bir kalıbım ya da keskin bir yolum yok. Duyguyu yakalamış olduğum an, form üzerinde yoğunlaşıyorum. Reel kişilerin portreleri ve bedenlerini bire bir resmetmek yerine onları deforme ederek yakaladığım duyguyu kendi yorumumla gösteriyorum. Formatik bir üslup altında kalmamak adına içerik ve form dengesini koruyarak çalışıyorum.

Malzeme olarak özel kağıtlar ve marker kalemleri tercih ediyorsun. Bunun nedeni nedir?

– Kağıt kalem ilişkisi hep sevdiğim bir ilişki olmuştur. Desen çok önem verdiğim bir şey ve kağıtlar benim için hep bir başlangıç.  Hissettiğim şeyleri kağıt yüzeyde kalemle oldukça rahat yansıtabiliyorum.

Özellikle portre ya da soyut gibi serilerin var. Bu serilere yönelmenin nedeni ne? Mesela neden çocuk portreleri?

– Soyut değil. En azından soyut gibi olmak da istemem. Portre seçmemin sebebi, öncelerde desen seviyor ve farklı karakterleri çizmekten zevk alıyor olmamdı. Zaman içinde öğrendiklerim, daha fazla çizerek kendime kattıklarım ve oluşturduğum stil sonrası, kişilerin heyecanını, mizahını, duygusunu, toplumda iş, okul vs. ortamlara göre kendine kimlik edinme kaygılarından dolayı içlerinde gerçek olandan uzaklaşma durumlarını ele alıp, benim onların içinde gördüğümü, hissettiğimi onlar saklarken benim ayyuka çıkarmak istemem.  Özellikle çocuk portresi değil. Aslında daha önce de bahsetmiş olduğum kişinin içinde bir yerlerde saklanmış olan çocuk.

Soyutlamalarını yaparken programlardan yardım alıyor musun? Yoksa tüm soyutlamaları manuel olarak mı yapıyorsun?

-Teknolojiyi üretime asla sokmuyorum. Kağıt üzerinde her şey kendi çizimlerimden oluşuyor.

Yakın dönem ürettiğin serilerinde dikey ince formları tercih etmenin nedeni nedir?

– Minimal işleri hep sevmişimdir. Yaşam alanlarının giderek azaldığı bir dönemde büyük işlerle insanları daha da yormamak gerek diye düşünüyorum. Farklı ölçüler, işlerin hikayesine ve formuna destek oluyor. Kağıt ve marker kullanan biriyim. Bu teknik kendi içinde oldukça soft ve bunu çerçeve ve ölçüsü ile destekliyorum. Son işler ‘’Çok Çocuk Unuttuk’’ serisi ve bu yine bir klişe söylem olan “çok çabuk unuttuk”tan doğan bir şey. Bu seride dikey ince ölçüler çocuk – bebek içtenliğini destekleyecek minimal ölçülerle buluştu.

Tüm serilerinde gördüğümüz parçalamaların sebebi ne?

– Parçalama olayı aslında benim kendi iç savaşım sonrasında yeniden yapılanma aşamamdı. İnsanız ve yaşamaya çalışıyoruz. Ne kadar bunu unutuyor olsak bile. Çok küçük yaşlarda para kazanma, başarılı olma, tecrübe edinme, tanınma, beklentileri karşılama gibi savaşlar yüzünden çocuk olma durumumuzu erteleyerek unutmamıza neden oldu. Yaşam kaygısı bizi 20’li yaşlarda erkek olma, kadın olma durumuna soktu. Resimlerimdeki her bir parça, var olan kaygılarımız. Buna ister para densin ister saçmalık. Kaygılarımız bizi onlarca parçaya bölmüş içinde birleşmeye çalışıyoruz. Bu noktada da işlerime yakından bakıldığında bir sürü parçanın savrulmuş halini, uzaklaştığınızda da bir sürü dağınık parçanın realist bir formu oluşturduğunu görebilirsiniz.

Ürettiğin her seride tek bir renk ve buna bağlı yorumlar görüyoruz. Neden tüm seri monokromken tek bir canlı renk kullanıyorsun? Renkleri neye göre belirliyorsun?

-Bu benim mizahım. Monokrom her zaman tercih ettiğim ve beğendiğim bir duruş.  Genel olarak seri işler yapıyorum ve her serinin altyapısında bir kaygı ve buna bağlı hikayesi oluyor. Bazen kaygıların delirtmesi, bazen de sadece anlık yaşadığım bir hikaye. Hikayeyi ikonlar ya da nesneler ile tamamlamak yerine her hikayenin kokusuna uygun renkle seriyi senkronize ediyorum.

Yapıtların baskı gibi görünebiliyor. Daha doğrusu markerla olan çalışma stilin ve titiz çalışma disiplininden dolayı eserlerin ‘print’ gibi algılanabiliyor. Özellikle mi böyle çalışıyorsun yoksa bu tesadüfi bir sonuç mu?

–  Bilinçli bir şekilde yapıyorum. Titizlik takıntısı olan biriyim. Bu nedenle iş yaparken eldiven kullanır ve kağıdın boş olduğu anki temizliğini, iş bittiğinde de görmek isterim. Elle yapılan bir işin bir print gibi tertemiz olabileceğini göstermek ve tertemiz iş yapabiliyor olmak güzel bir şey.

Bir eseri üretim aşaman nasıl? Ortalama büyüklükte bir eserini ne kadar zamanda üretiyorsun ve ne kadar malzeme harcıyorsun? Tekniğin farklı olduğu için bunlar daha bilinmez süreçler, değil mi?

– Bir eserin üretim süreci eskiz ve desen ile başlayıp, kağıt ve marker ile devam ediyor. Ortalama şu kadar saat, şu kadar gün diyemem. İnsanız ve psikolojimiz her an değişiyor. O anki halime göre üretim süresi değişiyor. Bazen öyle kilitleniyorum ki günde 16 saat çalıştığım oluyor; bazense haftada 10 saati bulmuyor. Marker, yağlı boya veya akrilik gibi üst üste rahatça çalışılabilecek bir teknik olmadığından süreç normalden biraz daha fazladır.

Kendi üretimin ve yaratıcılığın açısından takip ettiğin sanatçılar var mı? Varsa kimler?

– Böylesine güçlü bir teknoloji çağında sevdiğimiz insanları takip etmek çok kolay. Üretim sırasında öykünmek ya da beslenmek adına  “şu kişi” diyebileceğim bir sanatçı yok. Fakat hayranı olduğum, imrenerek izlediğim insanlar var. Klasik olarak sanat tarihinde bahsi geçenlerden Alfons Mucha, Egon Schiele ve Horst Janssen hastasıyımdır, ama bunların yanında Pixel Pancho, El Seed gibi sokak sanatçılarının işlerine, kendi kültürlerini ve bu kültürü yaşatmalarına hayranlıkla seyirci oluyorum.

Üretim sürecinde esinlendiğin kaynaklar, kitaplar ya da farklı besleyici materyallerin var mı?

– Oyunlardan beslenmeye çalışıyorum. Herhangi bir oyunu oynayan kişinin oyun esnasında gösterdiği refleksler ve o heyecanı yaşamalarını izlerim. Kitap ve film zaten hepimizin ortak eylemleri; bunu say say bitiremeyiz. Bunların bana dokunanları beni düşündürüyor ve düşünme süreci de beni besliyor.

a (1) a (2) a (3) a (4)

About the author Melike Bayık

İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor. 1991 yılında Antalya’da doğdu. Elliden fazla sergide küratör ve sanat tarihçisi Marcus Graf’ın yanında asistan küratör olarak çalıştı. “Pardon, Kaçıncı Kat?”, “Olmadı Kaçarız” ve “Melior Mundus/ Ne İyi Dünya” sergilerinin eş küratörlüğünü yaptı. 2013 yılında Yeditepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Yönetimi Yüksek Lisans Programı'na girdi. 2017 yılı Ocak ayı itibariyle Sanat Yönetimi Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak çalışmakta ve tez öğrencisi olarak da aynı bölümde eğitimini sürdürmektedir. 2017 yılı Şubat ayında ise Yeditepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe Bölümü'nde de ikinci yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 Güz döneminden bu yana İstanbul Ayvansaray Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi'nde Görsel İletişim Tasarımı, Grafik Tasarım ve Mimari Restorasyon Bölümleri'nde Sanat ve Tasarım Kuramları, Sanat Tarihi, Mimarlık Tarihi ve Müzecilik derslerini vermektedir. Aktif olarak İstanbul Art News, Plato Sanat Blog, Box in a Box Idea, Sanatatak, Artful Living gibi gazete, dergi ve bloglarda sanat yazılarına devam etmektedir. Aynı zamanda Marcus Graf ile asistan küratör olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

All posts by Melike Bayık →

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: