Kapat

Seni Uzaktan Sevmek Aşkların En Güzeli!*

Ayşegül Çinici Yazıcı

Reklamlar

Üşenmedim, saydım.

Websitemizi açtım, hafızamı zorlayarak geçmişe küçük bir yolculuk yaptım ve bugüne kadar galerimizde yer alan 20 sergiden en az 12’sinde bazı eserlerin başına talihsiz kazalar geldiğini saptadım. İstemeden veya belki isteyerek, bilerek veya bilmeyerek, geçerken çarpmak, fotoğraf çekerken yaslanmak, eserin nasıl bir malzemeden yapıldığını merak ederken kurcalamak, madem duvarları karalamış sanatçı benim neyim eksik şuraya da tuttuğum takımı ben karalayayım diyerek ve bunun gibi –en az sanatçılar ve eserleri kadar yaratıcı– nice sebeple Plato Sanat’ta misafir ettiğimiz sanat eserlerine zarar verildi.

Peki ne oldu, biz ne yaptık?

Plato Sanat olarak önce üzüldük, sorumluları bulmaya çalıştık, önlemleri aldık, sanatçılarımızdan özürleri diledik ve zararları karşıladık. Görüntüde herşey sanki kotarıldı. Ama aslında en büyük incinmeyi bizim ruhlarımız gördü…

Sanatçı dediğimiz kişi, toplumu aydınlatmakla, seyirciyi etkilemekle, güzel eserler yaratmakla mükellef. Bunları yapabilmek adına aldığı eğitimin tıp eğitiminin üzerine yıllarca ihtisas eğitimi alan doktor adaylarından hiç farkı olmadığı gibi, türlü mücadeleler ve sancılı süreçler sonucunda kurduğu atölyesinde çalışırken döktüğü terin de en azından Hazar Denizi kadar olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Durum böyleyken insan ister istemez soruyor; galeri duvarında sessiz sakin asılı duran sanat eserinden ne istenir???

Bir önceki yazı dizimde, güncel sanatın az çok iletişim kurma problemleri olduğundan bahsetmiştim. Oradan buraya gelirsek, günümüzün katılımcı veya ilişkisel sanatına uzanan yolda, seyirciyi sanatın bizzat üretim sürecine katarak bir nevi özgürleştirme çabasının tartışmalı olduğunu söylemek de mümkün. Elbette özellikle de bizimki gibi toplumlarda, yani özgürleştirmek gibi kavramların rahatlıkla sakız gibi çekilip uzatılabileceği toplumlarda… Şu sorular da hemen ardından gelmekte; sanat eserlerini izlerken katılımın veya etkileşimin sınırları nedir? Sanatçının rızası var diye, seyircinin her türlü katılımı meşru mu? Bazı sanat eserleri katılımcının insiyatifi ile şekillenecekse bile bu sanatçının her türlü müdaheleye açık olması anlamına mı geliyor?

Plato Sanat’ta yaşadıklarımızın, malesef başka galerilerde, sanat kurumu ve müzelerde gerçekleşebildiğini de biliyoruz. Sanat tarihinde vandalizmin türlü tanımlarından tacize kadar uzanan bir yelpazede birçok ilginç vaka bulunuyor.  Batı’dan bir derleme yaparak kısa kısa örnekleri aktarmak istiyorum:

  • Kendi eserlerini tahrip etmekten veya bilfiil yok etmekten geri kalmayan Dada’cılar da dahil tüm avangardların, bildiğimiz kadarıyla başka eserlere yönelik bir vandalizmi olmamıştır: Müzeleri, bir çağın en vasat örneklerinin toplandığı yerler olarak yerden yere vuran Marcel Duchamp, Mona Lisa’nın Louvre’daki aslına değil, sadece kartpostalına bıyık kondurmuştur.
  • “Müzeleri yakmak yetmez, yağmalanmaları da gerekir” diyen sitüasyonistlerin tek bir sanat eserine zarar verdiği görülmemiştir.
  • Onlarca yıl boyunca, elliden fazla paha biçilmez sanat eserini üzerlerine asit atarak tahrip eden seri vandal Hans Joachim-Bohlmann ise, tarihe akıl sağlığı bozuk bir kişi olarak geçmiştir.
  • Rembrandt’ın Danae isimli tablosu1985 yılında saldırıya uğramıştı. Tuvalin üzerine sülfürik asit döken saldırgan tabloyu ayrıca iki yerinden bıçaklamıştı. Saldırı sonrasında resmin orta bölümünün tamamı, sıçrama izlerinden ve akan boyalardan meydana gelen birçok noktayla kaplandı. Resmin restorasyonuna aynı gün başlandı ve kimyagerlere danışan onarım ekibi önce tablonun yüzeyini suyla yıkayarak temizledi. Tablo dik durumda tutularak üzerine su püskürtüldü ve böylece zararın daha da derinleşmesi önlendi. Ancak tüm onarımın tamamlanması 1985 ile 1997 yılları arasında olabildi.
  • 1914’te kadın hakları savunucusu Mary Richardson, Londra  Ulusal Galerisi’nde sergilenmekte olan Velazquez’in Aynadaki Venüs adlı tablosuna et satırı ile saldırdı. Richardson’ın bu hareketinin sebebi dava arkadaşı Emmeline Pankhurst‘un bir önceki gün tutuklanmasıydı. Richardson, sanat eserine zarar vermekten altı ay hapis cezasına mahküm edildi. Kadınların Sosyal ve Siyasal Birliği adına verdiği beyanatta ise Richardson saldırısının sebebini “Devletin, modern tarihteki en güzel karakter olan Mrs. Pankhurst’e zarar vermesini protesto etmek amacıyla mitolojik tarihin en güzel kadınına zarar vermek istedim.” diyerek açıkladı. 1952’de kendisi ile yapılan bir röportajda ise “tüm gün boyunca erkek ziyaretçilerin ağzı açık bir şekilde Venüs’ü izlemesinden” hoşlanmadığını açıkladı.
  • 1974 tarihli meşhur bir diğer örnek de, Marina Abramoviç’in Ryhthm 0 adlı performansıdır. Sanatçı burada, seyircileri masanın üzerindeki 72 adet nesneyi kullanarak kendisine ne istiyorlarsa yapmaya çağırmıştı. Nesneler arasında gül, kuş tüyü ve balın yanı sıra, makas, neşter, bir tabanca ve tek bir kurşun vardı. Önce mütevazı ve utangaç hamlelerle “oyuna katılan” seyirciler, bir süre sonra saldırganlaşmaya ve sanatçıya ciddi şekilde eziyet etmeye, zarar vermeye başlamışlardı. Abramoviç, altı saat boyunca yara bere içinde eziyetlere katlandıktan sonra performans duruşundan çıkıp yürümeye başladığında, herkesin kendisinden korkup kaçıştığını anlatıyordu.

Sanırım bu kısacık örneklerin toplamından bir sonuca varmak mümkün…

İspanyol filozof Gasset’i ve Fransız Foucault’yu saygıyla hatırlayalım. Gasset; ben kendimin ve çevremin toplamıyım demiş. Deliliğin Tarihi kitabı ile Foucault’yu ise eminim çoğunuz bilirsiniz. Eğer Foucault’nun iddia ettiği gibi akıl hastaneleri çağındaysak, deliliğin ifadesi sanata mı teslim ediliyor yoksa?

Görsel: Genco Gülan, Razruşenye, 2011. Performans ve mekana özgü video yerleştirme.
* bestesi ve sözleri Yaşar Güvenir’e ait olan klasik Türk Sanat Müziği şarkısı.

About the author Ayşegül Çinici Yazıcı

Ayşegül Çinici Yazıcı, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Grafik Ana Sanat Dalı mezunu. Yüksek lisansını da aynı üniversitenin Sinema-TV Bölümü’nde tamamlayan Yazıcı, 2009 yılından beri Plato Sanat’ın direktörlüğünü yapıyor ve Plato Meslek Yüksekokulu Grafik Tasarım Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. Mimarlık, tasarım, tipografi, edebiyat özel ilgi alanları arasında. Aynı zamanda çağdaş sanat koleksiyoneri.

All posts by Ayşegül Çinici Yazıcı →

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: