Kapat

İnsan neden varolanla yetinmez?

Devran Mursaloğlu röportajı
Esra Özkan

Reklamlar

“All We Ever Wanted Was Everything”: Devran Mursaloğlu’nun insanın bitmek bilmeyen maddi ve manevi eksiklerini tamamlamak için verdiği çabasını, hırsını, doyumsuzluğunu mekan içerisinde 10.000 adet kağıttan yapılmış parçacıklardan oluşan bir yerleştirme ve video sunumu ile kurguluyor.

Sergi 6 Mayıs – 2 Haziran tarihleri arasında Pg Galeri’de ziyaret edilebilir.

1-Brüksel’de mimarlık ve mühendislik eğitiminizi tamamlamış daha sonrasında Türkiye’ye döndüğünüzde resim eğitimi almışsınız. Bu farklı iki alanı işlerinizde nasıl birleştiriyorsunuz?

Almış olduğum eğitimin işlerime çok yansıdığını düşünüyorum. İşlerimde genel olarak bir birimden yola çıkıyorum. Birimi çoğaltma yöntemi ile mimari bir yaklaşımla işlerimi tamamlıyorum. Malzeme ağırlıklı üç boyutlu işlerimin sunum olarak daha çok mimari bir yaklaşımı var.

2- İşlerinizde genellikle bir ‘’birim’’ den yola çıktığınızı söylediniz ve onun çoklu halini çalışıyorsunuz. İzleyici ise birimin minimal yansımalarını görüyor. Bu durum üretim sürecinizi nasıl etkiliyor?

Ben sergi olmadığı anlarda bile devamlı atölyemde birimler üzerine çalışıyorum. Kağıdın alabileceği tüm formları deneyimleme sürecim var. Diyebilirim ki onlarca form hali hazırda sergilenmemiş halde duruyor. Bir kağıdın alabileceği her türlü formu zorluyorum. Malzeme ile dolu bir atölyem var. Burada bulduğum formları biriktiriyorum sonrasında onları çoğaltıyorum, tekrarlıyorum, deneyimliyorum. Sergi sürecimde serginin konusunun ne olacağına karar verdikten sonra hangi formla devam edeceğime karar veriyorum. Form yapmak sanırım benim için en kolayı.

Üretim sürecimde aslında en keyif aldığım kısım bu diyebilirim. Çünkü daha sonrasında çoğaltım süreci zorlayıcı; büyük miktarlarla yerleştirmeler yapıyorum. Zaten birimi çoğaltma süreci, her birinin elle yapılması ve yapım sürecinde birbirleri arasında farklılıklar gösteren birimler ortaya çıkmasını sağlıyor. Daha sonrasında genele baktığımızda bir bütün görmeye başlıyoruz. Birimlerin oluşumundan tek bir şey görüyoruz.

3-Nasıl formlar sizi heyecanlandırıyor?

Kağıdın alabileceği formları denerken çıkan sürpriz sonuçlardan oluşan doğal formlar. Kağıt öyle bir malzeme ki kuruma sürecinde kendi de bazı formlara girebiliyor. Onun benim katkım dışında da kendi kuruma veya oluşma sürecinde aldığı sürpriz formlar beni heyecanlandırıyor.

4-Kağıt serüveniniz nasıl başladı?

Kendi işimden dolayı ilk alçı, toprak, kum, taş, çimento ve çeşitli inşaat malzemeleri ile çalışmalarıma başladım. Öğretmenlerim Tayfun Erdoğmuş ve Devabil Kara’dan etkilendim. Onlar kağıdı gayet iyi kullanan sanatçılar. Bir anda kendimi bu malzemeyi kullanırken buldum.

5- Aynı zamanda tasarımcısınız. Tasarımcı olarak neler yapıyorsunuz?

Tasarım yapmayı çok seviyorum, bilhassa vitrin tasarımı yapmayı seviyorum. Müzelerin hediyelik eşyalar için olan tasarım dükkanlarına yaptığım küçük objeler de var. En son Ege Üniversitesi Moda Tasarım bölümü ile bir atölye düzenledik. Yılbaşı için Zorlu Center’daki Beymen mağazasının içerisine özel kağıtlardan bir yılbaşı ağacı tasarladım. Sanat ve tasarımı ayrı düşünemiyorum. Her ikisi de beni kağıt ile olan serüvenimde ayrı ayrı besliyor. Endüstri geliştikçe taleplerin artacağını düşünüyorum. Daha profesyonel teklifler tasarımcılara gelecek. İlla kağıtla olması gerekmiyor; yaptığınız formlar, şekiller ve tasarımın herhangi bir dalında sizin çizginizi, fikirlerinizi kullanmaya doğru gideceğine inanıyorum.

6-Tasarımcı olarak kimleri takip ediyorsunuz?

Daha çok mimar, mobilya ve ayakkabı tasarımcılarını takip ediyorum. Ama tabii ki en çok mimarları.

Eva Hesse, Olafur Eliasson, Antony Gormley, Jean Michel Basquiat, Tapies Kiefer, Christopher Wool, François Morellet, Pierette Blosch takip ettiğim tasarımcı ve sanatçılar.

7-Avrupa’nın önemli kağıt sanatçıları arasında yer alıyorsunuz. Avrupa ve Türkiye’yi bu alanda ele alacak olursak, gözlemlerinizi aktarabilir misiniz?

Japonya’da yeni düzenlenen ve basılacak olan dünyanın en iyi kâğıt sanatçılarının yer alacağı ‘’Paper Art’’ isimli bir kitap yayınlanacak. Benden işlerimin fotoğraflarını istediler, ben de gönderdim. Uzak Doğu bu konuda bir numara, zaten tarihlerinde var. Bunlar neredeyse geleneksel sanatlarına girmiş, çok iyi el yapımı kâğıtların yapıldığı, malzemenin bol olduğu tekniğin de çocukluktan beri iyi bilindiği bir yer.

Avrupa’da ise, organize olunmuş durumda. Ben zaten yurtdışındaki sisteme böyle girdim. Dünya Kâğıt Sanatçıları Birliği adında bir organizasyon var. Birbirlerini destekliyorlar, sadece kâğıtla ilgili Hollanda Rijswijk Müzesi’nde kâğıt bienali yapılıyor ve çok değer veriyorlar.

Bir de sanırım alıcının, izleyicinin yaklaşımı da biraz değişik. Kâğıt çok hassas bir malzeme olduğu için sergilediğinizde sahip olmaktan çekiniyorlar. Kirlenir ya da nasıl korurum diye düşünüyorlar. Biraz öyle bir çekinceleri oluyor. Ama yurtdışında gezerken ben hayretler içinde kalıyorum, “Bu işler nasıl sergilenebiliyor, nasıl satılabiliyor?” diye. Güzelliğinin dışında koruma diye bir yöntem oluşturmuyorlar. Kağıdı olduğu gibi sunuyorlar.

Bir de yurtdışında kâğıdı tasarımda çok kullanıyorlar. Benim de içinde yer aldığım Japonya’da basılacak olan kitapta dikkat ettiğim bir şey var. Dünyaca ünlü moda markaları vitrin tasarımlarını bayağı artık profesyonelleşmiş kâğıt tasarımcılarına yaptırıyor. Tasarımla sanat arasında çok ince bir çizgi var.

8- PG Galeri’deki serginizde mekanda izleyiciyi 10.000 adet kağıttan parçacıklar karşılıyor. Bu parçacıklar neyi temsil ediyor? Serginizden bahseder misiniz?

Benim için bu 10.000 parça pek masum olmayan parçalar. Bir de sergi mekanında yerleştirmeye eşlik eden bir animasyon var. Bu parçacıklar bizim eksik parçalarımız. Sergide, insanların sahip oldukları değil tam aksine sahip olmadıkları eksik parçalarını ele aldım. Bu eksik parçaların kişilerin karakterini etkilediğine inanıyorum. Bireyin hırslarını, hırçınlıklarını, kavgalarını, yorgunluklarını, başarılarını, başarısızlıklarını, sevinçlerini, komplekslerini… oluşturuyor.

İnsan neden var olanla yetinmez? Eksik parçalarıyla neden yaşamını sürdürmez?

9- Son olarak, devam eden projelerinizde izleyiciyi neler bekliyor?

Esasında son 2-3 senedir siyah renge odaklandım. Tek renk ve tek malzeme biraz zor.
Bir renk ve tek malzeme içine hapsolmuş şekilde onun alabileceği form üzerine çalışıyorum.
Son iki sergim ve arada Contemporary İstanbul için yaptığım işler de dahil sadece tek bir malzemeden yola çıktım. Tek bir kâğıtla, bu kâğıdın biteceği sonsuz formlar ve şekiller beni çok heyecanlandırıyor. Yine aynı renkte ve üç boyutlu malzemelerin çizgisel, dairesel, yuvarlak temel birimlerden seçtiğim formlarla devam edeceğim.

FullSizeRender (4)

IMG_8028

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: