Kapat

Fight for Street Art!

Ebru Eren

Ülkece, hatta tüm insanlık olarak zorlu zamanlar geçirdiğimiz bu günlerde bir kısım insanın dilinde hep şu var: “yapacak bir şey yok, hayat devam ediyor”. Aslında bir nevi öyle, için yansa da, boğazında bir düğümle de olsa hayat devam ediyor. Belki de asıl böyle günler, en çok da karamsarlığa kapılmamamız gerekenler.  Ama nasıl? Birlik olmakla, farkında olmakla, sanatla, renkle… Hızla grileşen kentli hayatlarımızı ve kararan iç dünyamızı sokak sanatıyla biraz olsun renklendirmek istedim bu yazımda.

Geçen yıl Armory Show için gittiğim New York sokaklarında gördüm Kobra’yı. Yüksek binaların arasından gökkuşağı gibi dikkat çekiyordu rengarenk resimleri. Vintage fotoğraflardan etkilenerek yaptığı dev boyutlu fotorealistik resimler şehrin kaosundan bir süreliğine kurtarıp geçmiş zamanlara yönlendiriyordu görenleri.

Bir röportajında, projelerine başlamadan evvel şehrin kütüphanelerine gidip, müze arşivlerine girerek o şehre ait özel tarihi anlar bulmaya çalıştığını, amacının şu anda var olmayan bir şehri resimlerinde yeniden canlandırmak olduğunu söylüyor, bunu özellikle de Brezilya gibi tarihine sahip çıkmayan yerlerde yaptığını söylüyor. Kendisi de Brezilya’nın eğitim imkanları kısıtlı Sao Paolo şehrinden. Ülkesinin diğer sanatçıları gibi grafiti ile başladığını, kendi kendini yetiştirdiğini söylüyor. Yaklaşık 10 yaşında başlıyor resme. Son yıllarda ekibiyle çalışıyor. Farklı bir üslubu var. Tekrarlanan kareler ve üçgenlerden oluşuyor resimleri.  Hatta Kobra’nın resimlerindeki kaleydoskobik görüntüler Perrier’ye ilham veriyor ve Perrier Street Art kampanyası kapsamında yeni şişelerini piyasaya sunuyor.  Bu marka ile çalışmayı, kurumun daha önce Dali, Andy Warhol gibi isimlerle çalışmış olduğundan ve sanata yakınlığından dolayı kabul ettiğini söylüyor.

Savaş olacaksa, sokak sanatı için olsun. Şehirlerimizden ve ruhlarımızdan renk eksik olmasın…

DSC_1333copy DSC_1334copy DSC_1336copy

 

About the author Ebru Eren

1972 yılında İstanbul’da bir yay burcu insanı olarak doğdu. Bu sebeple daldan dala kondu. Yıllarca TV sektöründe büyük bir sevgi ve hevesle çalıştı; programlar aldı, kanallar kurdu. Çok sevdiği sektöründen yine çok isteyerek ayrıldı ve Los Angeles’ta bir film şirketinde çalıştı. Bu onun sinema TV dünyasındaki son görevi oldu. İlk gençlik yıllarından beri hayranlık duyduğu sanata olan ilgisini artık saklayamadı ve yüksek lisansa başladı. Şu an Yeditepe Üniversitesi’nde Sanat Yönetimi masterı yapıyor, Plato Sanat bloğunda yazıyor, biraz resim yapıyor, biraz da satın alıyor, kalan zamanlarında seyahat ediyor. 40 yaşını geçen her bekar kadın gibi onun da kedileri var, Kadıköy’de yaşıyor.

All posts by Ebru Eren →

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: