Kapat

YURTTAN SESLER

Melike Bayık

Reklamlar

1. İnsanlar sizi ve yapıtlarınızı biliyorlar ama yine de siz İrfan Önürmen olarak, kendinizden ve sanatçı kimliğinizden bahsedebilir misiniz?

Yaşam biçimi olarak sanatın içindeyim ancak, “ben sanatçıyım” demekten her zaman kaçınmışımdır. Çocukluğumdan beri kendimi hep ressam hissettim. Yaşamdaki her olguya ressamın penceresinden baktığımı söyleyemem ama bu hissin beni biçimlendirdiğini söyleyebilirim. Yapıt üretmeyi, olan bitene katlanmanın bir yolu olduğunu düşündüğüm zamanlar da oldu, kendimi daha anlamlı hissettirdiği zamanlar da. Hayatın ağırlığından kaçmak gibi de anlayabiliriz belki. Ama başka türlü bir ağırlığın altına girdiğimin de bilincindeyim. Bundan kurtulmak için de her gün atölyeme gidip bir şekilde çalışırım. Malzemeye ilgim vardır ve üretim serüvenim içinde kendime yeni alanlar açmak için denemeler yaparım. Üretim sürecimde çatallanmalar yaşarım. Farklı yollardan yürüdüğüm olur. Tuval resmiyle bağımı hiç koparmadım. Dönüp dolaştığım yer boya resmidir hep. Son zamanlarda boyadan farklı bir malzeme olan tül ile işler üretiyorum. Diğer farklı bir malzeme olarak gazete ile yaptığım yerleştirmeler, heykeller, rölyefler ve arşivler daha sosyolojik kavramlar üzerinden düşündüğüm işlerdir. Şimdilerde alçı ve beton heykeller deniyorum. Bu durum beni besliyor aslında. İçimde sanki ortak bir ruhu taşıyan birçok sanatçı var. Ben, aslında onları organize eden, aralarındaki trafiği düzenleyen, ortak ruhu koruyan kişiyim.

2. Sanat eğitimi aldığınız dönemde yaşadığınız herhangi bir facianız var mı? Varsa nedir?

Eğitimimize zaten bir facia ile başladık. 12 Eylül 1980 ve sonrasındaki süreçleri gördük. O ortamın bugünleri nasıl hazırladığının tanığıyız. Artık Akademi’deki eğitim dönemim bitmişti ama eğitimin hiç bitmediğine inandığım için saymalıyım, Körfez Savaşları’nı da gördük, 11 Eylül New York saldırısını da! Ve bunları evimizde tatlılarımızı yerken televizyondan seyrettik mesela. Film seyreder gibi olan biteni ekrandan izledik. Bu süreçleri yaşayan biri olarak olanlarla ilintili bir şekilde bazı yapıtlar üretmiştim. Örneğin, Arşiv 1 “Yurttan Sesler “ adlı yerleştirmem 80 sonrası Türkiye toplumunun sosyolojik bir panoramasını sunuyordu. Çelik dolap içindeki klasörlerde, kayıp insanlardan depreme, gece hayatından politikaya kadar her türlü görsel malzeme arşivlenmişti. Arşiv 5 “Yeni Bağdat Müzesi” adlı yerleştirmemse Bağdat Arkeoloji Müzesi’nin, Irak savaşı sırasında bombalanarak talan edilmesini konu alıyordu. 17 ağustos 1999 depremini yaşadık hep birlikte. Çabuk unutan bir halkız ama o dönemde üzerimizde çok derin etkileri olmuştu.

3. Sanat ve eser üretme ile ilgili yaşadığınız herhangi bir korkunuz var mı? Açıklayabilir misiniz?

Açıklayamam. Açıklarsam yapıt üretmek için nedenlerimden bazılarını deşifre etmiş olurum. Anlamı kalmaz ve yapıt üretemem. Korkmak, en insani duygulardan biridir. Var olmanın itici güçlerinden biridir. Gün gelir kendimi anlamsız hissetmekten korkarım. Her gün yeniden tasarladığım ve kendimce oluşturduğum sanatsal ifademin eksik kalmasını istemem. Lafımı tamamlamak isterim. “Anlaşılamadım”, “çalışacak yerim yok”, “malzeme bulamıyorum”, “başka ülkede olsam” gibi nedenlere sığınmak istemem. Sonuçta yapıt, nedenlerini dış şartlarda değil, sanatçının kendi içinde bulur.

4. Hiç satmak istemediğiniz bir eseriniz oldu mu? Neden?

Evet oldu. Eşim hamileyken ve atölyemde olduğu anı konu edinen bir resmini yapmıştım. Kimseye vermek istemedim. Konusu nedeniyle çok özel bir resimdir benim için. Evimde asılıdır. Bir başka resim ise öğrencilik döneminde yaptığım resimlerimden biridir. O da evimdedir. Eşimin resme olan ilgisini anladığımda satışından vazgeçmiştim.

5. Eğer sanatçı olmasaydınız, sanat alanında ya da başka bir alanda ne gibi bir mesleği yapardınız?

Yine sanat alanında kesinlikle müzisyen olmak isterdim. Bir caz – rock grubunda davulcu olmak istiyordum aslında. Birkaç müzik gurubu içinde çalmışlığım da vardır. Ressam tarafım her zaman ağır bastığı için müziğin o müthiş atmosferine yeterince dalamadım. Şimdilerde elimden geldiğince dinliyorum.

6. Bugüne kadar hep yapmak istediğiniz ama bir türlü yapamadığınız/gerçekleştiremediğiniz bir sanat projeniz var mı?

Yapmak istediğim projeleri anlatmak istemem, yapmak isterim. Her sanatçının çekmecesinde bunlardan onlarcasını görebilirsin, kafasındakilerini de sayamazsın. Ben de yeri ve zamanı gelince bu türden projelerimi çekmecelerden çıkarır uygularım. Ama o an uygulayamıyorsam da dert etmem. Çünkü başka bir proje üzerinde çalışıyorumdur.

7. Son olarak 2015 Contemporary İstanbul’da da lansmanını yaptığınız kitabınızın hazırlanma ve basım süreci nasıl geçti? Okuyucular açısından nasıl değerlendirirsiniz?

Kitabım New York’taki C24 Gallery tarafından yayımlandı. Uzun bir hazırlık çalışması yaptık. Benimle ilgili en kapsamlı kitap, bu oldu diyebilirim. Metni Derya Yücel yazdı; üretimlerimi, malzeme ve biçim dışında belirli kavramlar üzerinden ele aldı. Bu yaklaşımıyla benim işlerime aşina olan okuyucuya yeni bir pencere açacaktır diye düşünüyorum. Beni yeni tanıyacak olan okuyucular için de kitaptaki başlıklar, yapıtları anlamak ve sanat sürecimi göstermek için anahtar gibi. Benim açımdan da kendimle karşılaştığım, işlerime bir bütün olarak bakabildiğim ve beni ifade ettiğini düşündüğüm bir çalışma oldu.

Eser künyesi: İrfan Önürmen, Fırtına, 198×408 cm, Tuval Üzerine Tül-Akrilik, 2015

About the author Melike Bayık

İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor. 1991 yılında Antalya’da doğdu. Elliden fazla sergide küratör ve sanat tarihçisi Marcus Graf’ın yanında asistan küratör olarak çalıştı. “Pardon, Kaçıncı Kat?”, “Olmadı Kaçarız” ve “Melior Mundus/ Ne İyi Dünya” sergilerinin eş küratörlüğünü yaptı. 2013 yılında Yeditepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Yönetimi Yüksek Lisans Programı'na girdi. 2017 yılı Ocak ayı itibariyle Sanat Yönetimi Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak çalışmakta ve tez öğrencisi olarak da aynı bölümde eğitimini sürdürmektedir. 2017 yılı Şubat ayında ise Yeditepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe Bölümü'nde de ikinci yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 Güz döneminden bu yana İstanbul Ayvansaray Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi'nde Görsel İletişim Tasarımı, Grafik Tasarım ve Mimari Restorasyon Bölümleri'nde Sanat ve Tasarım Kuramları, Sanat Tarihi, Mimarlık Tarihi ve Müzecilik derslerini vermektedir. Aktif olarak İstanbul Art News, Plato Sanat Blog, Box in a Box Idea, Sanatatak, Artful Living gibi gazete, dergi ve bloglarda sanat yazılarına devam etmektedir. Aynı zamanda Marcus Graf ile asistan küratör olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

All posts by Melike Bayık →

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: